Temiz kalpli olmak nedir?

Soru

Hocam esselamü aleyküm! Dinimizde temiz kalpli olmak ne demektir? Mesela ben namaz kılmıyorum ibadet etmiyorum ama temiz kalpliyim? Bunun dinen durumu nedir? İbadet etmeden temiz kalpli olunuyor mu? Günümüzde hep söylenir önemli olan temiz kalpli olmak. ama ben böyle olduğunu düşünmüyorum size danışmak istedim!…

Cevap ( 1 )

  1. “BENİM KALBİM TEMİZ” DEMEK!!!
    Ve aleykümselam verahmetüllahi veberakatuhu… Muhterem kardeşim; Her konuda olduğu gibi ‘kalp temizliği’ konusunda da asıl ölçü Kur’an’dır. Özellikle ibadetlerin önemini anlayamayan-kavrayamayan ibadet kaçkını insanlar, ‘benim kalbim çok temiz’ cümlesini çok sık kullanarak Allah cc.’a ibadet etmekten-kulluk yapmaktan kaçınırlar! Şurası muhakkak ki; Gerçek kalp temizliği, ancak Kelime-i Tevhid’in başında ki “LA” ile olur! “La İlahe…” diyen bir kimse kalbinde Allah cc.’tan başka ne kadar sahte ilah varsa hepsini söker atar… Allah cc.’tan başka ne kadar beşeri nizam-sistem-ideoloji-izim varsa hepsini kaldırıp atar… Kalbini tüm pisliklerden temizler. İşte o zaman kişi “Benim kalbim temiz..” diyebilir. Zira kalbini her türlü pisliklerden temizlemiş, tertemiz etmiştir!

    Bu da Müslümanı Allah’tan uzaklaştıran tüm engellerin kalpten temizlenmiş olması demektir. Böyle bir insan “Benim kalbim temiz..” diyebilir. Maalesef günümüzde “La İlahe İllallah….” diyen kimseler ne dediklerini anlamadan, ne dediklerini bilmeden söyledikleri için İLAH kavramını bilmiyorlar! Dolayısıyle kalblerini ilahlardan- tağutlardan-putlardan- batıl sistemlerden, batıl nizamlardan-batıl ideolojilerden temizlemiş olmuyorlar!

    Kur’an’a göre kalbi temiz olan insan, Allah’a yönelen, O’na itaat eden, O’nun emir ve yasaklarına uyan, O’na teslim olmuş, candan iman eden insandır. İslam’a göre, bundan farklı bir ‘kalp temizliği’ söz konusu değildir. Kur’an’da, ‘kalp temizliği’nin ne anlama geldiği detaylı olarak açıklanır. Kalbi temiz olan insan, sürekli Allah’ı anan ve kalbi Allah’ın zikriyle “mutmain” olmuş (tatmin bulmuş) kişidir. Kur’an’da samimi müminler, “iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlar.” (Rad Suresi, 28), “Allah anıldığı zaman kalpleri ürperenler.” (Hac Suresi, 35), “Allah’ın ve haktan inmiş olanın zikri için saygı ve korku ile yumuşayanlar.” (Hadid Suresi, 16) ifadeleriyle tarif edilirler.
    Şuara Suresi’nin 89. ayetinde cennete girecek olanların “Ancak Allah’a selim (temiz) bir kalp ile gelenler…” olduğu bildirilir.
    Kuran’da bildirilen kalp temizliği, günümüz toplumlarından bazılarının anladığı gibi bir temizlik değildir. “Kalp temizliği”nin öneminden yola çıkarak, “ben insanlara hiç kötülük yapmıyorum, fakirlere arada sırada yardım ediyorum, demek ki Allah’ın istediği ahlaktayım” demek, kendi kendini aldatmaktan başka bir şey değildir.
    Çünkü Kuran’a göre kalbin temiz olması demek, Allah’a yönelmiş ve O’na itaat etmiş, vargücüyle Allah’tan korkan, Allah’ı çok seven, candan iman eden demektir. Belki bazı insanlar, arada sırada fakirlere yardım ederek, hayvanlara yiyecek vererek, komşularına gülümseyerek, “iyi insan” olarak tanınabilirler. Ve elbette bunlar güzel özelliklerdir. Ancak cehennemden kurtulmanın, Allah’ın rızasını ve rahmetini kazanmanın yolu, “iyi insan” olarak tanınmak değil, Allah’ın Kuran’da tarif ettiği şekilde yaşayan salih bir mümin olmaktır.
    Allah Kuran’da şöyle bildirmektedir:
    “Hacılara su dağıtmayı ve Mescid-i Haram’ı onarmayı, Allah’a ve ahiret gününe iman eden ve Allah yolunda cehd edenin (yaptıkları) gibi mi saydınız? (Bunlar) Allah Katında bir olmazlar. Allah zulmeden bir topluluğa hidayet vermez.” (Tevbe Suresi, 19)
    “Yüzlerinizi doğuya ve batıya çevirmeniz iyilik değildir. Ama iyilik, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, Kitaba ve peygamberlere iman eden; mala olan sevgisine rağmen, onu yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışa, isteyip-dilenene ve kölelere (özgürlükleri için) veren; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahidleştiklerinde ahidlerine vefa gösterenler ile zorda, hastalıkta ve savaşın kızıştığı zamanlarda sabredenler(in tutum ve davranışlarıdır). İşte bunlar, doğru olanlardır ve müttaki olanlar da bunlardır.” (Bakara Suresi, 177)

    Kuran’a göre kalbi temiz olan insan, Allah’a iman eden, Allah’ın emir ve yasaklarına harfiyen uyan, O’na teslim olmuş insandır. İslam’a göre, bundan farklı bir “kalp temizliği” söz konusu değildir. Kuran’da, “kalp temizliği”nin ne anlama geldiği detaylı olarak anlatılmaktadır. Öyle ki Kuran’da müminler şöyle tarif edilir:
    “Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah’ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah’ın zikriyle mutmain olur.” (Rad Suresi, 28)
    Bir başka ayette ise müminlerden şöyle söz edilir:
    “Onlar ki, Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir…” (Hac Suresi, 35)
    Yine bir başka ayette, müminlerin kalplerinin “Allah’ın ve haktan inmiş olanın zikri için saygı ve korku ile yumuşadığı.” (Hadid Suresi, 16) haber verilir.

    Kalbi temiz olan kimsenin kalbinde Allah cc.’ın razı olduklarının dışında zerre miktarı da olsa başka bir şey olmaz. Kalbi temiz olmak demek, kalbinde İslam’dan başka, Şeriatten başka, Hilafetten başka bir şeye en küçük bir meyli olamamak demektir. Kalbinde Allah cc.’ın emirlerinden başka bir şey olmayan demektir! Allah cc.’ın ahkamından, Allah cc.’ın hükümlerinden zerre kadar haberi olmayan kimselerin, Allah cc.’ın emir ve yasak sınırlarını korumayanların, “önemli olan kalp temizliği, benim kalbim temiz” demeleri yalnızca kendini aldatmaktan başka bir şey değildir. İnsan ancak Allah cc.’ın emir ve yasaklarına uyuyorsa, Kur’an’a-Sünnete göre samimi bir Müslümansa “kalbim temiz” diyebilir.
    “… Kalbini Bizi zikretmekten gaflete düşürdüğümüz, kendi ‘istek ve tutkularına (hevasına)’ uyan ve işinde aşırılığa gidene itaat etme.” (Kehf Suresi, 28) ayetinde, nefse uymanın kalbi gaflete düşürdüğüne işaret edilir. Peygamberimiz (sav) konuyla ilgili olarak “kalp bozuk olunca, bedenin işleri de hep bozuk olur.” buyurur. (Beyheki) O halde kalbi bozuk olan kişinin, bedeni de bozuktur ve kolaylıkla her türlü günahı her an işleyebilir!

    İmam-ı Rabbani de bu hadisi esas alarak şöyle söyler:
    “Allahü teâlânın emirlerini yapmamak kalbin bozuk olmasındandır. Kalbin bozuk olması, dine tam inanmamaktır. İmanın alameti, dinin emirlerini seve seve yapmaktır.”

    Kur’an’da bildirilen kalp temizliği, bazı kimselerin anladığı anlamda bir temizlik değildir. ‘Kalp temizliği’nin öneminden yola çıkarak, “ben insanlara hiç kötülük yapmıyorum, fakirlere arada sırada yardım ediyorum, demek ki Allah’ın istediği ahlaktayım” demek, Kur’an’a uygun ifadeler değildir. “Benim kalbim temiz, dinin gereklerini yapamasam da olur” gibi sözler, ibadetlerini uygulamaktan kaçınan ve yanlış bir yaşam tarzını Müslümanlık olarak göstermeye çalışan kişinin boş iddialarıdır.

    Mümin Kur’an ahkamını hayatına hakim kılmak için mücadele eder! Allah cc.’ın rızasını kazanmak emir ve yasaklarına uymakla olur. Dikkat edilirse sorunuzda bahsettiğiniz kalb temizliğinin de İbadetle olduğu görülüyor.

    Hz. Ebu Hureyre anlatıyor: Allah’ın Resulü (a.s.m) şöyle buyurdu:
    “Kul, bir günah işlediğinde kalbinde siyah bir nokta oluşur. Tövbe ettiği takdirde cilalanıp silinir. O günahı tekrar işlediği / günaha devam ettiği zaman, o siyah nokta da gittikçe büyür, kalbi istila eder. İşte bu husus, ‘Hayır (Kur’an eskilerin masallarıdır, diyenlerin sözleri doğru değildir), bilakis işledikleri günahlar, onların kalplerini paslandırdı.’ (Mütaffifin, 83/14) ayetinde geçen paslanmadır.” (İbn Cerir Taberî, ilgili ayetin tefsiri).
    O halde temiz kalbin, ancak günahlardan arınmış, isyanla kararmamış ve Allah cc.’ın emir ve yasaklarıyla mücehhez olan bir kalp olduğu açıktır.
    Sonuç olarak şunu diyebiliriz…”Benim kalbim temiz” diyerek Allahu Teala cc.’nın emir ve nehiylerinden kaçmak asla doğru değildir. Bu günümüz insanlarının içine düştüğü korkunç bir hastalıktır. Aklı başında her Müslüman bu hastalıktan kurtulmak için Allau Teala cc.’nın emirlerine harfiyen uymalı, nehyettiklerinden de kati olarak uzaklaşmalıdır. Allahu Teala cc.’ya emanet olunuz…

Bir cevap bırakın

Gözat
Gözat