KUR’ANİ’YYÛN MEZHEBİ-3-
“İslam’ın-Kur’an’ın yaşanmasında Rabbimiz Rasul’üne Kur’an’ı “BEYAN” yetkisi, izah etme, açıklama yetkisi-görevi vermiştir. Rabbimiz Rasülüne Kur’an’ı beyan ve izah yetkisi verdiğine dair vahyinde şöyle buyuruyor: “Ey Peygamberim! Sana da Kur’ân’ı indirdik ki, insanlara vahyedileni açıklayasın.!” (Nahl:44)” ayet-i kerimesini hatırlatmıştık..
Biz burada Rasul-i Ekrem (as)’e inen vahyin Rasul-i Ekrem (as) tarafından “açıklanmasına, beyan edilmesine” dikkat çektik! Ayetlerde geçen ifadeler, “açıklayasın-beyan edesin” diye geçmektedir. “Açıklamaktan- beyan etmekten” maksat nedir? Siz ne anlıyorsunuz? Kainatın efendisi, zaten inen vahyi olduğu gibi aktarıyordu!. Orada mesele yok. Lakin ayette “açıkla” emri veriliyor, “beyan et” emri veriliyor. Peygamberimiz (s.a.v.)’de açıklıyor… Peygamberlerin geliş gayesi de bu değil midir? “Andolsun ki biz, “Allah’a kulluk edin ve Tâğut’tan sakının” diye (tebligat yapmaları için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklığı hak ettiler.” (Nahl suresi, ayet:36)
İşte biz bu açıklama yetkisine dikkat çekiyoruz… İnsan düşünce sistemini bu kadar mı dondurur? Rasul-i Ekrem (s.a.v.), İslam dinini tebliğ ettiği 23 yıllık zaman diliminde hiç mi bir şey konuşmadı, hiç mi bir meseleyi izah etmedi? Hiç mi bir meseleyi çözüme kavuşturmadı? Ashabına hiç mi bir konuda bir beyanda bulunmadı? Bu ne biçim bir anlayış Allah (c.c) aşkına!!! Eğer böyle inanıyorsanız, sizin tüm düşünce sistemiz donmuş demektir. Hakka ve hakikate karşı sağırlaşmışsınız demektir. Kalbiniz mühürlenmiş demektir!. Sizin bu meselede yaptığınız açıklama kadar da olsa Allah (cc) Rasulü (sav)’nün açıklama yetkisi yok mudur?
Tevhid cümlesinde; “La ilahe illallah Muhammedün rasulullah” diyen bir kimsenin “Muhammedün rasulullah”tan ne anladığı yada anlamadığı çok önemlidir. Çünkü Rasulullah (sav)’ın Peygamber olduğuna iman etmeyen kimse kafirdir-müşriktir. Böyle bir kimse her ne kadar iman etme iddiasında bulunsa da, müslüman olduğu iddiasında bulunsa da o kimse ehl-i iman değildir. O kimse olsa olsa haza bir müşrik olur!!!… Bu kimse Allah (c.c.) ile Rasulü (s.a.av)’nün arasını açan kimsedir. “Onlar, Allah’ı ve peygamberlerini inkâr ederler, Allah ile peygamberlerinin arasını ayırmak isterler.”
Bayram bey, ifadelerinize göre siz henüz tam anlamıyla “Kur’ani’yyin mezhebi”ne girememişsiniz. Tavsiyem, yol yakınken dönün! Hz.Muhammed (s.a.v.) Allahü Teala (c.c)’ya rağmen hüküm koyucu değildir, haşa!!! Onun koyduğu hükümlerde Allahü Teala (c.c)’nın hükümleridir… Kur’an’dan bağımsız hükümler değildirler. Kur’an ahkamına aykırı hükümler değildir… Kur’an ayetlerini izah eden hükümlerdir. Mesela zekat farzdır. Lakin Kur’an da “hangi mallardan, ne kadar, ne zaman verilecektir”diye bir hüküm yoktur. İşte zekat ayetini izah eden, beyan eden Rasul-i Ekrem (s.a.v.)’dir. Yani Kur’an şöyle emrederken, peygamber başka türlü emretmemiştir!!!! İslam alimleri bu tür vahye, “Gayr-i Metluv Vahiy” demişlerdir. Sünnet olmasa Kur’an hayata uygulanamazdı. Sünneti reddeden zındıkların amaçlarından biride budur. İslam düşmanı müsteşrikler Kur’an’ın hayata hükmetmesini istemezler!
Kur’an-ı Kerim’de Rabbimiz şöyle buyurur: “Kim kendisine doğru yol besbelli olduktan sonra Peygambere muhalefet eder, mü’minlerin yolundan başkasına uyup giderse, onu (o kimseyi) döndüğü o yolda bırakırız. (Fakat ahirette) kendisini cehenneme koyarız. O ne kötü bir yerdir” (En Nisa Sûresi:115) Hz.Peygamber (s.a.v)’e muhalefet etmenin, O’nun sünnetini-hadisini reddetmenin sonucu, neticesi işte budur. Hiçbir delil olmasa sadece bu ayet sizin ne korkunç bir yol üzerinde olduğunuza yeter! Henüz yenisiniz, bari yolun başında iken tevbe edin Rasul-i Ekrem (sav)’in yoluna dönün!!! Çünkü Rasul (s.a.v.)’e itaat FARZ’dır. Şu an üzerinde bulunduğunuz yol Şeytani bir yoldur. İyi niyetli olduğunuza emin olduğum için size nasihati görev bildim! Yoksa sizin severek, isteyerek ateşe girmeniz beni fazlada ilgilendirmez!!! Ayrıca iyi niyetli olmanız sonucun kötü olmasına engel değildir!!!
Peygamberimize (Sallellahu aleyhi ve Sellem)’e itaatin farz olduğunu bildiren bazı ayet-i kerimeler mealen şöyledir:
1- “Kendilerini iyilikle emir ve münkerden nehy eyler, iyi şeyleri onlara helal, fena şeyleri haram kılar.” (El- A’ raf Suresi:156)
2- “Peygamber’in size verdiğini alın, sizi kendisinden nehy ettiği şeyden de sakının.” (Haşr Suresi:7)
3- “Allah’a ve Peygambere itaat edin ki,size merhamet edilsin.” (Al-i İmran Suresi:132)
4- “Kim Peygambere itaat ederse muhakkak Allah’a itaat etmiştir.” (Nisa Suresi:80)
5- “Ey iman edenler, size hayat verecek şeye sizi davet ettiklerinde, Allah ve Resulü’ne icabet edin.” (El-Enfal Suresi:24)
6- “De ki, eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin.” (Al-i İmran Suresi:31)
7- “Peygamberin emrine muhalefet edenler, kendilerine bir fitne veyahut elemli bir azap isabet etmesinden sakınsınlar.” (Nur Suresi:64)
8- ” De ki, Allah’a ve Resulü’ne itaat ediniz. Eğer yüz çevirirseniz kafir olursunuz.” (Al-i İmran Suresi:32)
9- “Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, mü’min bir erkekle, mü’min bir kadın için, kendi işlerinde muhayyerlik hakları yoktur.” (Ahzap Suresi:36)
10- “Sizin için Allah Resulü en güzel örnektir.” (Ahzap Suresi:21)
11-” Hayır; Rabb’ine hamd olsun ki, aralarında çekiştikleri şeylerde seni hakem tayin edip sonra senin verdiğin hükmü içlerinde hiçbir sıkıntı duymadan tamamen kabul etmedikçe iman etmiş olmazlar.” (Nisa Suresi:65 )
12- “Allah sana Kitab’ı ve Hikmet’i indirdi. Bilmediğini öğretti.” (Nisa Suresi, Ayet:113)
13- “Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere ve sizden olan emir sahiplerine de itaat edin.” (Nisa Suresi: 59) Resül- Ekrem (s.a.v.)’e itaatin farz olduğunu bildiren daha birçok ayet-i kerime vardır. Herhalde münkirlere bu kadarı kafidir!
Bir cevap bırakın