Hicri Yılınız Mübarek Olsun
Hicri Tarihin Başlangıcı
Resulüllah (s.av)’ın Mekke’den Medine’ye hicretini başlangıç alarak, kameri aylara göre ilk defa tarihi başlatan Halife Ömer b. Hattab (r.a)’dır. Ömer b. Hattab (r.a), miladi 622’ye denk gelen hicret hadisesini İslâmi tarihin başlangıcı olarak kabul etmiştir.
•Hicri takvim, yazımda kısaltılarak ‘H’ harfi ile simgelenir. Batı dillerinde ise hicretten sonra anlamına gelen ‘Anno Hegirae’nin kısaltması olan ‘A.H’ ile simgelenir. Hicri 1.1.1 tarihi, miladi 16. Temmuz. 622 tarihine karşıt gelmektedir. Hicri (İslâmi) aylar on iki olup sırası ile şöyledir: Muharrem, sefer, rebiyülevvel, rebiyülâhir, cemaziyülevvel, cemaziyülâhir, recep, şaban, ramazan, şevval, zilkade ve zilhicce.
•Hicri (İslâmi) Yıldaki Dini Gün ve Geceler: Hicri yılbaşı: 1 Muharrem,
İsra ve Mirac: 27 Recep,
Orucun başlangıcı: 1 Ramazan,
Kadir gecesi: Ramazan ayının son on gününden biri,
Ramazan bayramı: 1 Şevval,
Kurban bayramı: 10 Zilhicce,
Hac mevsimi: 8-13 Zilhicce
•Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(Ayların efendisi Muharrem, günlerin efendisi Cuma’dır.) [Deylemi]
(Ramazandan sonra en faziletli oruç, Allahü teâlânın ayı Muharrem ayında tutulan oruçtur. Farzlardan sonra en faziletli namaz, gece namazıdır.) [Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Tirmizi, Nesai]
(Nafile oruç tutacaksan Muharrem ayında tut. Çünkü o, Allahü teâlânın ayıdır. O ayda bir gün vardır ki, O günde Allahü teâlâ geçmiş kavimlerden birinin tevbesini kabul etti. Yine o gün tevbe edenlerin günahlarını da affeder.) [Tirmizi]
Nafile ibadetlerin sevabına kavuşabilmek için, ehl-i sünnet itikadında olmak, haramlardan kaçıp günahlara tevbe etmek, farzları kusursuz yapmaya çalışmak, o ameli ibadet olarak yapmaya niyet etmek şarttır.
Hz.Ömer zamanında Hicretin 17. yılında alınan bir kararla Hicretin olduğu sene Hicri Takvimin 1. yılı ve o yılın Muharrem ayı da Hicri Kameri takvimin yılbaşısı kabul edilmek suretiyle, o yıl 1 Muharrem’in rastladığı 16 Temmuz 622 tarihi de Hicri Kameri Takvimin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Uygulamada Hicri Takvim olarak bu bilinmektedir. İslam ülkelerinde kullanılan Hicri takvim Muhammed’in M.S. 622’de Mekke’den Medine’ye hicretiyle başlar. Hicri – Kameri takvim, ayın dünyanın etrafında dönüşüne göre tanımlanır.
•Bir yıl Muharrem, Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce adı verilen 12 aydan oluşur. Her bir Kameri ay yaklaşık 29.5 gün sürer ve bir Kameri yıl 354 gün olarak elde edilir. Bu nedenle Kameri takvimde 6 adet 29 günlük 6 adet 30 günlük ay bulunur. Hangi ayların 29 ya da 30 gün süreceği ayın fazı göz önünde bulundurularak Şeyh ül İslam tarafından belirlenir.
•Hicri takvimin haricinde Osmanlı İmparatorluğunda 1678’den sonra maliye ile ilgili işlerde Rumi takvim de kullanılmaya başlanmıştır. Mali yılın başlangıcı 1 Mart olarak kabul edilir. Rumi yıl 365 gün olup güneş yılına karşı düşen miladi seneyle eş uzunluktadır. Rumi sene her 33 yılda 354 gün olan hicri seneyi bir yıl geçer. Bu farkı gidermek için Rumi seneden her 33 yılda bir hicret yılı düşülür; buna sıvış senesi denir. Her iki takvim arasında ayrıca 13 günlük bir fark bulunur. Ayrıca Rumi sene miladi 584’te başlatıldığından Rumi seneyi bulmak için Miladi seneden 584 çıkarmak gerekir.
•Aylar Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Teşrini-evvel, Teşrini-sani, Kanuni-evvel, Kanuni-sani, Şubat olarak adlandırılır. Örneğin Miladi 1 Ocak 1993 tarihi Rumi 19 Kanuni-evvel 1408 tarihine karşı düşer.
Osmanlı İmparatorluğunin sonuna kadar mali işlemlerde kullanılan Rumi sene 1925’te Miladi takvim yılının kabul edilmesi üzerine terk edilmiştir.
•Bugün yeryüzünde müslümanların ehemmiyet vermediği hususlardan biri de maalesef İslami kavram ve mefhumlardır. Öyle ki bütün ümmet batının kültür emperyalizminin etkisi altında kalmış ve hayatını buna göre şekillendirir olmuştur.
Kendi kültür ve medeniyetimize aid ne varsa onlar unutulmuş, modern kültürün ve Batının etkisi altında ezilip kalmıştır.Daha doğrusu kendi değerlerimize karşı adeta yabancılaşmışızdır.
•Öyle zannediyorum ki Allah Rasulü s.a.s , bugünkü durumu sanki onbeş asır önceden görmüş gibi…Şayet görmeseydi “kim ki ; ümmetimin fesada düştüğü bir zamanda benim sünnetime sarılırsa ona yüz şehid sevabı vardır” buyurmazdı
Maalesef sanki o günleri yaşıyoruz gibi , hatta “gibi” si fazla bile. İslami değerlere o kadar yabancılaşmışız ki ; islami hassasiyetlere sahip çıkan müslümanlar bile, diğer müslümanlar tarafından hor ve hakir görülebilmektedir.
İşin en acı tarafı da, batının ve modernizmin değerlerine biz müslümanlar daha fazla sahip çıkar hale gelmişizdir.Kendi değerlerimizi iyice unuttuğumuz gibi , hiç hatırlamaz hale gelmişizdir.
•İşte bunlardan , yani unuttuğumuz veya unutturulmaya çalıştırıldığımız en önemli kavramlardan biri de “HİCRİ YILBAŞI” dır. Halbuki ; “HİCRET” yada “HİCRİ YILBAŞI” müslümanlar için tarihi bir dönüm noktasıdır.Hicretle müslümanlar neler kazandılar onu hepimiz az çok biliyoruz. Öyleyse kaybettiğimiz o değerlerimizi yeniden kazanabilmek için bu gibi proğramlara şiddetle ihtiyacımız vardır.
• Şöyleki ;
· İslam tarihinde hicret etmekle müslümanların yapmış oldukları fedakarlık örneklerini yeniden kuşanabilmemiz için,
· Müslümanların hicretten önce ne gibi zorluk , çile,ızdırap ve zulüm altında yaşadıklarını hatırlayabilmemiz için,
· Gerektiği zaman bu dava uğruna maldan,mülkten, anadan, babadan,bacıdan,kardeşten,evladtan, yardan ve serden geçebilme cesaretini gösterebileceğimizi yeniden donanabilmemiz için,
· En basit engeller ve güçlükler karşısında pes etmemeyi, yılmamayı ve ümitsizliğe kapılmamayı ve Rabbimizin muhakkak bize bir çıkış kapısı göstereceği gerçeğini kavrayabilmemiz için ,
· Allaha tevekkül şuurunu ve imanda pazarlık olmayacağını anlayabilmemiz için,
· Ensar ile muhacir arasındaki o kardeşlik şuurunu yeniden kazanabilmemiz için,
· Zamanımızda çocuklarımızın miladi yılbaşılarında boğulup küfür bataklıklarında kaybolmamaları için,
· Herşeyden önce bizim de kendi kültürümüzün var olduğu hakikatını gençlerimize kazandırabilmek için bu gibi proğramlara mutlak surette ihtiyacımız vardır.
HİCRİ YILBAŞI
Müslümanların sosyal ve siyasî ilişkilerini düzenleyen, Hz. Peygamber (s.a.s)’ in hicretini tarih ve takvim başlangıcı olarak esas alan, İslâmî takvimdir. Hicri takvim Hz. Ömer zamanında Kameri (ay) yılı esas alınarak düzenlenmiştir. Hicretin gerçekleştiği yıl, hicri takvimin birinci yılı olmuş ve senenin ilk ayı olan Muharrem ayının ilk günü de yeni yılın başı sayılmıştır
Müslümanlar için Muharrem ayının birinci gecesi “Yılbaşı”gecesidir. İslâmda yeni yıl, Muharremin birinci günü başlar. Müslümanlar ayları, ibadet günlerini, bayramları, Ramazan ve Kurbanı, Haccı, yılbaşını, zekatı… vb. hep İslâmî takvime göre tanzim etmek zorundadırlar. Zira Allah, ayların sayısını on iki olarak bildirmiştir (et-Tevbe, 9/36).
•Müfessirlere göre bu aylardan kasıt, Kamerî aylardır. Müslümanlar ibadetlerini ihtimal ile düzenlenen Milâdi aylara değil; müşahhas ‘ ilâhi bir gerçek’ olan Kameri aylara göre düzenler. Çünkü bu hesap gerçekten doğru olan hesaptır (et-Tevbe, 9/36). Buradan hareketle müslümanların İslam dışı diğer bayramları kutlaması, bunlara iştirak etmesi ve Allah’ ın bildirdiği gerçekleri yalanlayan veya onlara uymayan düşüncelerin ürünü olan fiillerin kutlama günlerini müslümanların da bayram olarak kabul etmesi, küfre destek olmaktan başka bir manâ ifade etmez. İslâm dışı tek ve çok ilahlı dinlerin törenlerine iştirak etmenin, dinî merasimlerinden bir şeye uygunluk göstermenin imanı bozan boyuttan arzedeceği haber verilir (el-Fetâva el-Hindiye, IV. s. 342; XIV, s. 407).
•Binaenaleyh, Noel gününde, Hristiyanların diğer bayram günlerinde onlara uymak gayesi ile, onların yaptıklarını yapmak, o günlerde bayram niyetiyle çocuklara elbise almak ve pişirdikleri yemekleri yemek caiz değildir. Bu hareketler küfrü gerektirir. Ondan sakınmak gerekir… Bundan da anlaşılıyor ki, Nevruz ile Mihrican gibi müslüman olmayan kimselerin kutsal günlerini ta’ zim etmek de caiz değildir (İbn Abidin, Reddül Muhtar, XVII s. 310; Halil Gönenç, Günümüz Meselelerine Fetvalar, İstanbul 1984, II, s. 21).
•İslâmi kaynakların ortak görüşü, Allah’ ın bildirmiş olduğu İslâm kanunları dışında tesis edilmiş bütün gün ve bayramları kutlamanın küfür olduğu yolundadır. Bir müslümanın Noel veya milâdî yeni yıl ya da, yılbaşı veya buna benzer bazı özel insan ve kurumların koyduğu günleri kutlaması mümkün değildir. İnanç yönünden sakıncalı olan bu günlerin diğer günlerinden hiç bir farkı bulunmamaktadır. Bunun yanı sıra, gerek özel olarak, gerekse yılbaşı amacıyla piyango bileti almak ve satmak haramdır. Piyango, kumarın bir türü olduğundan bunlardan kazanılan para da haramdır. Özellikle yılbaşı gecelerinde oynanan tombala ve fırdöndü benzeri oyunlar, neyine olursa olsun, tüm iskambil ve taş oyunları ile kumar makinaları ile oynanan oyunlar İslâm’ a göre haramdır (Yusuf Kerimoğlu, Emanet ve Ehliyet, II, s. 494; Halil Gönenç, a.g.e., II, 116, 208).
•Gerçekte noel (yılbaşı) kutlamalarının Hz. İsa’ nın doğumuyla herhangi bir ilgisi bulunmamaktadır. Noel Baba efsanesi sonradan Saint Nicola adlı papazın uydurmasından ibarettir. Hristiyanların geleneksel bayramı olan Noel, şu anda halkı müslüman ülkeler arasında da rağbet duyulmaya ve özel teşvik görmeye başlamıştır. İşin korkunç yanı da, bu tür tebriklere müslümanların rağbet etmesi ve İslâm’ dan uzaklaşma yoluna girmeleridir. Müslümanlar önce Allaha verdikleri sözü hatırlamalı, Kur’ an ve Sünnet doğrultusunda kendisine bahşedilen “müslüman” ismine yaraşır vakar ve bilincin şuurunda olabilmelidirler. Çünkü biz “Rabb olarak Allah’ dan, din olarak İslâm’ dan, peygamber olarak da Muhammed (s.a.s)’ den razıyız” (Buhârî, İlim, 29, İ’ tisam, 3; Müslim, İman, 56, Fedail, 134-136; Tirmizi, İlim, 10).
•Türkiye’ de Miladi Takvimi İlk olarak Osmanlı devletinde İttihat ve Terakki partisi zamanında Takvim-i Garbi ismiyle 1917′ de yürürlüğe konan Hıristiyan takvimi, Cumhuriyetin kurulmasıyla gerçekleştirilen köklü devrimler sırasında resmen kabul edilmiştir. 26 Aralık 1925 tarih ve 698 sayılı “Takvimde Tarih Mebdeinin Tebdili” hakkındaki kanunla, Hicri 1342 Ocak ayının ilk günü 1 Ocak 1926 olarak değiştirilmiş ve bu tarihten itibaren yeni takvim yürürlüğe girmiştir. T.B.M.M. tutanaklarında kanun şu şekilde resmilik kazanmıştır:
•Kanun No: 698. Kabul tarihi: 26.12.1925. Madde 1. Türkiye Cumhuriyeti dahilinde resmi devlet takviminde tarih başlangıcı olarak uluslararası takvim (milâdî Gregorien) başlangıç kabul edilmiştir.
Madde 2. 1341 senesi Kânûn-i evvelinin otuz birinci gününü takip eden gün,1926 senesi Kânûn-i sânîsinin birinci günüdür.
Madde 3. Hicrî Kamerî takvim öteden beri olduğu üzere özel hallerde kullanılır. Hicrî Kamerî ayların başlangıcını rasathane resmen tesbit eder.
Madde 4. İşbu kanun neşri tarihinde muteberdir.
Madde 5. İşbu kanunun ahkâmını icraya İcra Vekilleri Hey’ eti memurdur T.B.M.M. Kanunlar Dergisi, c.1 V, Atatürk İnkılâbı, Kültür Bak. Yay. Ankara 1984, s. 497).
“1927 yılından itibaren Türkiye müslümanları ve hristiyanlar halkı ilk kez ortak bir yıl hesabı kullanmaya başladılar. Aynı şekilde, yine ilk kez, birçok Türk, Avrupa âdetlerine uyarak yılbaşlarında birbirlerine iyi dileklerini ilettiler” (bk. Paul Geııtizon, Mustafa Kemal ve Uyanan Doğu, çev. Fethi Ülkü, Kültür Bakanlığı yayınları, Ankara 1983. s. 145. Gotthard Jaschke, Yeni Türkiye’ de İslamlık, Türkçesi, Hayrullah Örs, Ankara, 1972. s. 29-30).
•Cumhuriyet devrimlerinden sadece birisi olan milâdi takvimin kabulüyle Türkiye müslümanlarının bin yıllık islamî geçmişleriyle aralarına engeller konulmuş ve bundan böyle hristiyan Noel baba kültürü halk arasında yaygınlık kazanarak batılılaşma resmî devlet politikası halini almıştır. Hafta tatilleri pazar gününe alınmış,1935 yılında ise Yahudilerin hafta tatilleri olan cumartesi günleri yarım gün tatil edilmiş, 1974 yılında cumartesi tatili tam güne çıkarılmıştır. Ancak Müslümanların tatili olan cuma günleri için aynı durum söz konusu olmamıştır…..
Hicri yıl nedir, nasıl başlamıştır? Başlangıç zamanına göre, bugün iki türlü takvim kullanılmaktadır: Milâdî takvim, Hicrî takvim…
•
Peygamber efendimizin bu hâlini görerek imân eden Hazret-i Süraka, hemen Resûlullah efendimize yardım etmek için geri dönüp, arkadan gelenleri geri çevirdi.
Resûlullah efendimiz hazret-i Ebû Bekir ile bir hafta yolculuktan sonra, Rebi’ül evvel ayının sekizinci Pazartesi günü, Medîne-i münevverenin yakınındaki Kubâ köyüne geldiler.
Rebi’ül evvel ayının on ikinci Cum’a günü ise, Medîne-i münevvereye vâsıl oldular. Hicretin vaki olduğu o senenin Muharrem ayının birinci günü, Müslümanların Hicrî Kamerî sene başlangıcı oldu. Bu başlangıç günü târihçilere göre, Mîlâdî senenin altıyüz yirmi ikinci yılında idi…
•
Efendimizin Mekke’den ayrılması kolay olmadı, ayrılığa çök hüzünlendiler. Çünkü, Allahü teâlânın methettiği, beldelerin en kıymetlisi olan Mekke-i mükerremeden, vatanından ayrılıyordu. Devesini Harem-i şerîfe doğru döndürüp, mahzûn bir hâlde;
O anda Cebrâil aleyhisselâm gelip,
– Yâ Resûlallah! Vatanına müştâk mısın, üzüldün mü? dedi. Efendimiz de;
•- “Evet, müştâkım!” buyurdular. Cebrâil aleyhisselâm, Mekke’ye tekrar döneceğini, burayı fethedeceğini müjdeleyen, Kasas sûresi 85. âyet-i kerîmesini okuyunca rahatladılar…
Okuyuculamızın hicrî 1429. yılını tebrîk ve hayırlara vesile olması için, cenab-ı Hakka niyaz ederim.
•Muharrem ayının birinci gününde(hicri yılın ilk günü) muhakkak oruçlu olmak lazımdır, bu sene işlenecek günahlardan korunmak ve işlenecek günahlarında afvedilmesi için.
•Muharrem ayının ilk gecesi şu niyetle tesbih namazı kılmak gerekir.
Niyet: “Ya Rabbi, bu sene beni Mağfiret-i İlahine, Rıza-i İlahine mahzar eyle. Yeni açılan amel defterimi Rıza-i İlahine muvafık amel ile doldurmayı bana nasib eyle.Beni Gadab-ı İlahine düçar olacak amellerden muhafaza buyur.Allah (c.c.)’u Ekber.”
1. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Ayet-el Kûrsi
2. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Amene’r Rasûlü (Mümkünse, Sûre-i Al-i İmrân’ın ilk iki Ayeti Kerimesi ilave edilerek)
3. Rekatta: 1 Fatiha, 1 HüvELLAHüllezi (Yani Haşr Sûresinin son 3 ayeti)
4. Rekatta: 1 Fatiha, 1 İhlas’ı Şerif (Namazdan sonra, istiğfar edilir ve Salavat-ı Şerife getirilerek dua edilir.)
•Muharrem ayının ilk Cuma gününü (tek tutulmaz Perşembe yada Cumartesi günü ile tutmak gerekir) oruç tutanın geçmiş günahları afvedileceği bildirilmiştir. (“Muharrem ayının ilk cumasını oruçlu geçirenin geçmiş günahları afvolunur.” Hadis’i Şerif, Enes’den) (Perşembe,Cuma,Cumartesi tutmak ise günahlara kefaret olur ve 900 sene ibadet sevabı kazandırır.)
•Bu ay içinde herhangi bir Cuma günü, önceki ve sonraki günüyle beraber (Yani Perşembe, Cuma, Cumartesi) oruç tutana 900 sene ibadet sevabı verileceği bildirilmiştir. (“Her kim haram aydan, üçgün , Perşembe, Cuma ve Cumartesini tutarsa, Allah (c.c.) C.C. ona 900 sene ibadet (sevabı) yazar.” Hadis’i Şerif / İbn-i Şahin, İbn-i Asâkir, İhya(İmam-ı Gazali), Gunye(A.Kadir Geylani) )
Ayrıca Ramazan orucundan sonra en faziletli oruç bu ayda tutlan oruçtur. “Her kim Muharrem’den bir gün oruç tutarsa, ona, hergüne karşılık otuz gün (oruç sevabı) vardır.” Hadis’i Şerif, Taberani
•Muharrem ayının biri ile onu arasında bir defa olmak üzere, 2 rekatta bir selam vererek, 6 rekat namaz kılınır. Bu namaz akşamla yatsı arası kılınabileceği, bu vakitte kılınamadığı takdirde yatsıdan sonra da kılınabilir. Niyet: “Niyet eyledim Ya Rabbi, Senin Rıza-i Şerifin için namaza, Herhangi bir komşumun ve din kardeşimin veya herhangi bir kimsenin bana hakkı geçmiş ise, bu hakkın ödenmesi için, Allah (c.c.)’u Ekber…”
1. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Ayet-el Kûrsi, 11 İhlâs’ı Şerif 2. Rekatta: 1 Fatiha, 10 İhlas’ı Şerif
3. Rekatta: 1 Fatiha, 1 Tekâsür Sûresi, 11 İhlâs’ı Şerif 4. Rekatta: 1 Fatiha, 10 İhlas’ı Şerif
5. Rekatta: 1 Fatiha, 3 Kâfirun Sûresi, 11 İhlâs’ı Şerif 6. Rekatta: 1 Fatiha, 10 İhlas’ı Şerif (Namaz kılındıktan sonra, dua edilir.)
Bu ayda ve her zaman Allah (c.c.)’u Teâlâ dille ve kalple devamlı zikredilmelidir. Allah (c.c.)’u Teâlâ’yı zikretmek en büyük ibadettir. Rahman ve Rahim olan Allah (c.c.)’ın Adıyla ” “Allah (c.c.)’I ANMAK ELBETTE EN BÜYÜK (İBADET) TİR.” ANKEBUT/45 ”
•SENE SONU DUASI:
Her kim Zilhicce’nin sonunda(Mutlaka okunmalı);
“Ey Allah (c.c.)’ım C.C. ! Bu sene, Senin razı olmayıp beni nehyettiğin şeylerden her ne yaptıysam ben onları unuttum, Sen ise unutmadın. Bana ceza vermeye kadirken mühlet verdin ve ben, Sana karşı gelme cüreti göstermişken beni tevbeye davet ettin. Ey Allah (c.c.)’ım C.C.! Ben bütün bunlardan dolayı senden mağfiret diliyorum. Beni mağfiret eyle! Ey Kerem sahibi! Ey Celâl ve İkram sahibi! Bu sene, Senin razı olup bana sevap vaad ettiğin hangi amelleri işlediysem, Senden dilerim ki onları benden kabul edesin ve Senden ümidimi kesmeyesin! Ey Kerem Sahibi, kabul eyle! Efendimiz Muhammed’e (SAV) ve âl-i Ashabına Salât-ü Selâm eyle! ” derse, şeytan: “Biz, bu sene yorulup bu günahları işletmek için zahmet çektik, o bir anda hepsini sildirdi” diyerek yüzüne toprak saçar.
•SENE BAŞI DUASI:
Her kim Muharrem’in evvelinde(Mutlaka okunmalı);
“Ey Allah (c.c.)’ım C.C. ! Sen Ebedi ve Kadimsin. İşte bu yeni senedir, ben Senden bu sene, şeytan ve dostlarından korunmayı, kötülüğü çokça emreden bu nefse karşı yardım ve beni Sana yaklaştıran amellerle meşgul olmayı isterim. Ey Kerem Sahibi, kabul eyle! ” derse, şeytan: “Biz bu kişiden ümidi kesdik” der, ve Allah (c.c.) C.C. ona, kendisini sene boyunca koruyacak iki Melek görevlendirir. (Hadis’i Şerif, Kaynak: Alemle Safûrî, Nüzhetü’l-mecâlis, 1/156)
Önemli not: Dinimize göre gece önce gelir, gün sonra gelir. Hesaplarımızı ona göre yapalım. Yani Perşembe günü akşam ezanı okunduğunda Cuma gününe giriyoruz, ertesi gün akşam ezanı okununca Cuma günü bitiyor.
Bir cevap bırakın