Şimdi Kayıt Olun

Giriş yapmak

Kayıp Şifre

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız ve yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Giriş yapmak

Şimdi Kayıt Olun

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit.Morbi adipiscing gravdio, sit amet suscipit risus ultrices eu.Fusce viverra neque at purus laoreet consequa.Vivamus vulputate posuere nisl quis consequat.

Mekki Sureler ve Ayetler

Kur’ân’in gayb aleminden bu dünyada ortaya çikmasina nüzul denilir ki; bu ortaya çikisin ilk yeri Hz. Muhammed (s.a.v.)’in kalbidir. Hz. Peygamber’in hicretinden önce inen sûrelere Mekkî, sonra inenlere Medenî denilir. Hatta hicretten sonra Mekke’de ve diger yerlerde inenlere de Medenî sûreler denilir

Surelerin isimlendirilmeleri, mushaftaki siralari hakkindaki ihtilâfin yaninda, bunlarin Mekke’de mi, yoksa Medine’de mi nâzil olduklari konusunda da degisik bazi görüsler vardir. Bu degisik görüslerin baslica sebebi de bu konuda Hz. Peygamber’den açik bir bilginin rivayet edilmemis, olmasidir. Yani Hz. Peygamber su su âyet veya sure Mekkidir veya medenidir diye bir bilgi vermemistir. Bu konuda ancak vahyin nüzûlüne sahid olan bazi sahabeden parça parça bilgiler, rivayetler vardir ki bunlar da yetersizdir.

Bu ihtilâflara ragmen Kur’ân-i Kerim’in 20 suresinin Medine’de, 82 suresinin de Mekke’de nâzil oldugunda ittifak edilmistir. Kalan 12 surenin Mekke’de mi, yoksa Medine’de mi nâzil olduklari konusunda farkli görüsler vardir. Bunda mekkî ve medenînin tariflerindeki ihtilâflar da etkili olmustur. Suyûtî’nin el-Itkân’inda isaret ettigi gibi bu konuda üç görüs vardir:

1. Hicretten önce nâzil olan sureler veya âyetler mekkî; Hicretten sonra nâzil olanlar medenîdir. Bunda esas alinan ölçü, zamandir: Nüzûlün yerine itibar edilmemistir. Meselâ Hicretten sonra veda haccinda ve Mekke’de veya seferlerde nâzil olan sure ve âyetler medenî sayilmistir.

2. Mekân olarak Mekke ve çevresinde (Arafat, Minâ, Müzdelife, Tâif gibi) nâzil olanlar Mekkî; Medine ve çevresinde (Bedr, Uhud gibi) nâzil olanlar medenîdir.

3. Mekkelilere hitab edenler mekkî, Medinelilere hitab edenler medenîdir.

Ancak bu üçüncü görüs fazla taraftar bulamamistir. Bu arada sunu da belirtelim ki, Kur’ân-i Kerim’de bir bütün halinde nâzil olan sureler yaninda parça parça inen sureler çogunlukta oldugu için, Mekkî bir surede Medeni, Medenî bir surede Mekkî âyetlerin de bulundugu gözden uzak tutulmamalidir. Misir’da H. 1342 yilinda basilan bir mushafta her surenin basinda verilen bilgilerde buna da isaret edilmis ve o sure meselâ mekkî bir sure ise, içindeki medenî âyetlerin hangileri oldugu belirtilmistir.

Mekkî ve Medenî sureleri ilk bakista birbirinden ayiran bazi özellikler vardir. Bu cümleden alarak:

a) İçinde „kellâ“ lafzi bulunan sureler (Kellâ kelimesi 15 surede 33 defa geçer).

b) Içinde secde âyeti bulunan sureler.

c) Bakara ve Alu Imrân sureleri disinda basinda huruf-u mukattaa bulunan sureler.

d) Bakara suresi hariç tutulursa, içinde peygamberlerin, geçmis milletlerin, Hz. Âdem ve Iblis’in kissalari bulunan sureler.

e) Bazi istisnalarla içinde (ya eyyühennasü) hitabi bulunan sureler Mekke’de nâzil olmus mekkî surelerdir.

Medenî sureler ise genelde;

a) Ser’î cezalar, medenî hukuk ile ilgili konulari ihtiva eder.

b) Cihad ve ahkâmi bu surelerde açiklanmistir.

c) Ankebût suresi hariç, münafiklardan bahseden sureler Medine’de nâzil olmustur. Çünkü münafiklarin ortaya çikisi Medine-i Münevvere’dedir.

Bunlardan baska genel olarak Mekkî surelerde sirke, küfre ve putperestlige kesin tavir konulmus; bunun mukabili olan Allah’in varligi, birligi basta olmak üzere itikad ve âhiretle ilgili iman esaslari islenmistir. Bu sureler genelde kisa olup, âyetleri de kisa kisa, ezberlenmesi kolay surelerdir (Daha fazla bilgi için bk. Mennâ’ el-Kattân, Mebâhis Fi Ulümil-Kur’ân, Kahire 1981, s. 54-55).

Mekkî-Medenî sureleri bilmekte bir çok faydalar vardir. Her seyden evvel, Kur’ân-i Kerim’i tefsir etmek isteyenlere bu bilginin büyük yardimi olur. Her ne kadar âyetlerin manâlari umumu üzerine hamledilse ve sebebin veya nüzûlün mahallinin manâyi tahsis etmesi genel bir kural degilse de; âyet veya âyetlerin nerede, kim veya ne hakkinda nâzil oldugunun bilinmesi, onlari anlamaya büyük ölçüde yardimci olur.

Öte yandan, özellikle Kur’ân-i Kerim’i yeni nesillere anlatip ögreteceklere Kur’ân’daki hitab tarzlari ve teblig üslûbunun Mekke ve Medine’deki muhatablara göre degisik olmasi, yol gösterir. Islâmi tebligatin hangi merhalelerde nasil bir üslûb tasimasi gerektigi, müsrik, kâfir, ehl-i kitab, mü’minler gibi topluluklara hangi üslûb ve metodlarla tebligatin yapilmasi gerektigi bu yolla daha iyi anlasilir.

Bir de Kur’ân’daki nâsih ve mensûh âyetlerin tesbitinde mekkî ile medenî sure ve âyetlerin bilinmesi büyük kolaylik saglar. Birbirine zit gibi görünen iki âyetle karsilasildiginda, zaman itibariyle (meselâ mekkî olanlar) önce olanlarin nâsih, digerinin mensûh oldugu kolaylikla anlasilabilir (Mennâ’ el-Kattân, Mebâhis Fî Ulümil-Kur’ân, s. 51).

Hakkında Nizameddin Demir

Web sitemiz, İslami konularla ilgili merak ettiğiniz, cevabına ihtiyaç duyduğunuz her türlü soruya, güvenilir kaynaklara dayanan ilmî ve doyurucu cevaplar sunmak amacıyla kurulmuştur. Amacımız, Hanefi Mezhebine göre, dinimizin sahih bilgilerini doğru, anlaşılır ve hızlı bir şekilde sizlerle buluşturmak; araştırma ve öğrenme yolculuğunuzda size sağlam bir rehber olmaktır.

Beni takip et

Bir cevap bırakın