Şimdi Kayıt Olun

Giriş yapmak

Kayıp Şifre

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız ve yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Giriş yapmak

Şimdi Kayıt Olun

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit.Morbi adipiscing gravdio, sit amet suscipit risus ultrices eu.Fusce viverra neque at purus laoreet consequa.Vivamus vulputate posuere nisl quis consequat.

Nişanlı erkek ve kız baş başa kalamazlar!

Nişanlı erkek ve kız baş başa kalamazlar!

“Evlenme isteği üzerine verilen söz ile yapılan akit ve merasimler.

Nişan merasimi nikah sayılmaz. Evlenecek kadınla erkeğin birbirini daha iyi tanımaları, eksiklerin tamamlanması, öğrenim ve askerlik gibi bir kısım engellerin aşılması, resmî bazı formalitelerin tamamlanması, belli bir zaman tahsisini gerekli kılar. Yani söz kesilir kesilmez, hemen nikâh akdi yapmak çoğu zaman mümkün olmaz. İşte, sözle nikâh arasında geçen bu döneme “sözlülük veya nişanlılık” denir. Arapçada “hıtbe” kelimesiyle ifade edilen bu müessese, sözlükte; kız istemek, söz vermek, söz kesmek ve nişanlanmak anlamlarına gelir.

İslâm’da, ömür boyu beraber yaşayacak olan eşlerin, evliliğe karar vermeden önce gereken tedbirleri alması, iyi düşünmesi gerekmiş ve bunun için de evleneceklerin görüşmesi âdet hâline gelmiştir. Ancak nişanlıların nikâhtan önce birbirlerine haram olduklarından dolayı görüşüp konuşmaları, beraber gezmeleri veya sohbet etmeleri caiz değildir.

Evlenecek eşlerin daha önceden birbirlerini görmeleri mümkün ve caizdir. Bakılacak yerler ellerle, yüz ve ayaklardır. Muğîre (r.a) bir kadınla evlenmek istemiş, Hz. Peygamber (s.a.s) kendisine: “O kadına bak, çünkü bakmak yıldızınızın barışması için daha uygundur” buyurmuştur (Tirmizî, Nikâh, 5). Yine Allah’ın Elçisi, Ensar kadınlarından biriyle evlenmek isteyen bir sahâbiye; “Git ve ona bak, zira Ensar kadınlarının gözlerinde bazı göz kusurları bulunabilir” (Müslim, Mesâi)

İslâm dini dünürcülük safhası ile ilgili bazı düzenleyici hükümler getirmiştir. Bu yüzden, kadın, dünürcülere müsbet cevap vermiş, söz kesilmiş, nişan yapılmışsa, artık bu kadına bir başka erkek dünür gönderemez. Hz. Peygamber (s.a.s) bu konuda şöyle buyurmuştur: “Sizden biriniz din kardeşinin dünürlüğü üzerine dünürlük göndermesin. Ta dünür gönderen ondan önce vazgeçinceye yahut kendisine izin verinceye kadar” (Buhârî, Nikâh, 45). Teklif kadın tarafından reddedilmişse, bu takdirde ikinci bir isteme caizdir. İlk teklif sahibi, ikincisine izin vermişse, bu takdirde ikinci teklif serbesttir.

İslâm hukuku, nişanlıları evlenmeye mecbur etmemiştir. Ancak meşrû bir sebep olmaksızın nişanı bozmak mekruh veya haram sayılmıştır. Nişanın bozulması halinde, daha önce mehir verilmiş ise, bunun iâdesi gerekir. Nişanlıların birbirlerine verdikleri hediyelere gelince… Bu konuda hîbeden dönme hükümleri uygulanarak, bunlar mevcutsa aynen iade edilir. Kullanılmış ve artık mevcut değilse bir şey gerekmez.

Şâfiîlere göre, hediyeler duruyorsa aynen, kullanılmış ve yokolmuşsa bedeli bakımından iade edilirler.

Mâlikîlere göre ise, nişanlanma ve evlenme örf ve âdetin çok rol oynadığı bir saha olduğu için, hediyeler konusunda o beldenin örfüne uyulur. Örf kaidesi yoksa ve nişanı erkek bozmuş olursa, kadın verilen hediyeleri iâde etmek zorunda değildir.”    (Şamil İslam Ansiklopedisi,C/6. Sh:241-242.)

“İslam hukukunun Evlilik öncesine verdiği önem, Evliliğin sağlam temeller ve prensipler üzerine bina edilmesini amaçlamış olmasından kaynaklanmaktadır. Ancak böyle kurulan bir EVLİLİKten beklenen hayırların gerçekleşmesi mümkün olacaktır. Bu hayırlar evliliğin devamı ve kalıcılığı, Ailenin mutluluğu, İstikrar, Ailevi çözülmeyi engelleme, Bu kutsal bağı kavga ve çekişmelerden koruma gibi hususlardır.

Çocukların sevgi ve huzur içerisinde büyümeleri, Eşlerin birbirlerinde sükuneti ve iç rahatlığını bulmaları ancak böyle gerçekleşir. Rum suresinde bu hususta mealen şöyle buyurulmaktadır:  “Size nefislerinizden, kendilerine ısınmanız için eşler yaratmış olması, aranızda bir sevgi ve merhamet yapılması da onun ayetlerindendir. Şüphe yok ki bunda, düşünen bir kavim için elbette ibretler vardır…” (Rum:21)

HITBE (NİŞAN)’NİN TANIMI: Nişan evlilik olmayıp yalnızca evlilik vaadidir deriz, kısaca… Bu vaad yani evlilik vaadi akit olmayıp, kadın-erkek arasındaki mahremiyeti kaldırmaz. Şeran yani dini bağlamda mahremiyeti kaldıran husus yalnızca NİKAH akdi- Nikahın kıyılmış olmasıdır. NİŞAN: Belirlenmiş bir kadınla evlenme isteğini açıklayarak bunu kadına ve ya ailesine bildirmektir. Nişanın Fıkıhtaki adı- HITBE dir…

Bu bildirme doğrudan doğruya evlenmek isteyen kişi tarafından yapılabileceği gibi, bu kişinin ailesi tarafından da yapılabilir. Kızın-kadının veya ailesinin kabul etmesi halinde Nişanlanmış olurlar.

Nişan da; Evlilik öncesi yapılan diğer işler gibi evlenmeyi arzu eden kişilerin birbirlerini tanımalarına imkan sağlar. Her iki tarafa da âhlak, mizaç ve eğilimleri inceleme fırsatı verir. Elbette bu hareketler İslami ölçüler çerçevesinde yapılır. Karşılıklı anlayış ve uyum hissedilir ve iki tarafta birbirleriyle güven, huzur, mutluluk ve sevgi içerisinde yaşayabilecekleri kanaati belirirse evliliğe ilk adım atılır.”

Evlenmek isteyen kimsenin “Falanla evlenmek istiyorum” şeklinde arzusunu açıkça belirtmesiyle olabileceği gibi, evlenmek isteyen kişiyle üstü kapalı ve ima yoluyla konuşarakta olabilir. Kıza ve ya kadına “Seninle evlenilir”,  “şanslı olan seninle mesud olur” ya da “senin gibi uygun bir kız arıyorum”gibi sözlerin söylenmesi bu vevi imalı sözlerdendir.

Nişan; Evlilik olmayıp yalnızca evlilik vaadidir. Evlilik bilindiği şekliyle Nikah kıyılmadığı müddetçe gerçekleşmiş ve tamamlanmış olmaz. Ve bu halleriyle tarafların birbirlerine karşı haramlığı devam eder. Erkeğin , Nişanlısının el ve yüzünden başka yerlerine bakması caiz değildir denilmiştir.

Başkasının NİŞANLISI olduğu bilindiği halde (DÜNÜR ÜSTÜNE DÜNÜR) Bir kadına evlenme teklif etmek haramdır. Kız tarafı NİŞANA muvafakat göstermiş- olur demiş kabul etmişse ve ilk nişanlı yaptıkları nişanı bozmamışsa ikinci yapılan ya da yapılacak olan nişan haram olur. Bu hususta İslam Alimleri icmaa-söz birliği etmişlerdir.

Peygamber efendimiz (sav) Bir Hadisi Şerifte mealen şöyle buyurmaktadır: “Hiç biriniz Müslüman kardeşinin evlilik teklif ettiği kadına evlilik teklif etmez.( Bu rivayet Ebu Hureyre den (ra) gelmektedir ve Muvatta da kayıtlıdır.”

Yine Abdullah bin Ömer den(ra) bir Hadisi Şerifte: “Hiç biriniz Müslüman kardeşinin evlilik teklif ettiği kadını istemez…” buyurulmaktadır.

Bu hadisin izahında Muvatta da şöyle denilmektedir: “Bir adam bir kadına evlenme teklif eder, o da ona meyleder, Belirli bir MEHİR üzerinde anlaşırlar ve karşılıklı rıza gösterirler, artık kadın kendisini ona bağlar, İşte Peygamberimiz (sav) o zaman bu kadına başka bir adamın evlenme teklif etmesini yasaklamıştır…

İslam âdabı düşünme, görüşme ve istişare dönemi bir neticeye baglanana kadar beklemeyi gerektirir. Bu sabırlı tutum ise, İnsanlar arasındaki sevgi ve dostluk baglarını korur. Kin ve düşmanlık tohumlşarının ekilmesine fırst vermez.

Bir rivayette; Fatıma binti Kays’ı kocası Ebu Amr bin Hafs bin el Mugire boşadıktan ve iddet müddeti tamamlandıktan sonra üç kişi istemiştir. Bunlar Muaviye,Ebu cehm bin Huzafe ve Usame bin Zeyd idi. Fatıma, Peygamber efebdimize (sav) gidip bu durumu haber vermiştir. Peygamber efendimiz (sav) ise şöyle buyurmuştur: “Ebu cehm sopasını omuzundan indirmez. Muaviyenin malı yoktur. Usame bin Zeyd ile evlen…” Bu Hadis gereğince kararını vermeden önce bir kadını ve ya kızı bir çok kişi isteyebilir. Ancak burada en önemlisi İslam âdabına önemle riayet edilmelidir.

Nişanlanılacak kızda bulunması gereken özellikler hususunda da birazcık duralım. İslam dini evliligin uzun ömürlü olması için iyi bir eş seçimi yapılmasını esas alır. Aile Yuvasının huzur, uyum, mutluluk ve karşılıklı güven saglayacak saglam bir temel üzerine bina edilmesi gerekmektedir. Bu temellerin başında ise DİN ve ÂHLAK gelir.

Denilmiştirki; Dindarlık yaşlandıkça daha da artar. Ahlak zaman ve tecrübe lerle birlikte daha da olgunlaşır. Oysa zenginlik, güzellik ve soy sop gibi insanların çogunun peşinde koştugu şeyler geçici olup EVLİLİK bagının devamını saglamaz. Üstelik bu özellikler peşinden kibirlenmeyi, övünmeyi ve ilgi çekmeyi beraberinde getirir.

İşte bu yüzden Peygamber efendimiz bir Hadisi Şerifte: “Kadın dört şey için NİKAH edilir; Malı, soyu, güzelligi ve dini; Sen DİNDAR olanını seç ki elin bereket bulsun.” buyurmuştur. Zira erkekler evlenecekleri zaman genelde bu dört hususu gündemde bulundurmuşlardır. Bin dört yüz sene önce geçerli olan hususlar bu günde aynı şekliyle geçerliliğini korumaktadır…” (Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi, C/9. Sh:11-14. Risale Yay.İst. 1991.)

“Nişan; evliliğin ilk adımıdır. İlan olsa bile nikah kıyılana kadar eşler arası yasaklar devam ede. Her ne kadar nişanlı olunsa da, nikah kıyılmadığı için üçüncü bir şahıs olmadan baş başa yalnız kalmak câiz değildir. Üçüncü bir şahsın yanlarında olması halinde, sadece ihtiyaç kadar birbirleriyle diyalogda bulunabilirler.

Mahrem olmayan bayan sesini dinlemeye gelince; fitne korkusu varsa veya sesten zevk alıyorsa sesi dinlemek caiz değildir.

Telefonda nişanlısıyla mesajlaşmak, telefonda konuşmak ve internette çetleşmek de böyledir; eğer nişanlısıyla mustehcen konuları konuşursa veya sesinden zevk alarak konuşursa veya bu şekilde yazışırsa elbette câiz değildir. Çünkü nişanlısıdır, yabancısıdır, henüz nikah akdi yerine getirilmemiştir. Ama ihtiyaç olduğunda bir yabancı bayanla ihtiyaç kadar konuşmak, telefonlaşmak caiz olduğu gibi nişanlısıyla da caizdir.”

(İanetu Talibin, 3/260; Yusuf el Karadavi; Fetvalar 1/469;

El Fıkhul İslami Ve Edilletuhu, C. 7, sf: 24-25)

 

 

Hakkında Nizameddin Demir

Web sitemiz, İslami konularla ilgili merak ettiğiniz, cevabına ihtiyaç duyduğunuz her türlü soruya, güvenilir kaynaklara dayanan ilmî ve doyurucu cevaplar sunmak amacıyla kurulmuştur. Amacımız, Hanefi Mezhebine göre, dinimizin sahih bilgilerini doğru, anlaşılır ve hızlı bir şekilde sizlerle buluşturmak; araştırma ve öğrenme yolculuğunuzda size sağlam bir rehber olmaktır.

Beni takip et

Bir cevap bırakın