Şimdi Kayıt Olun

Giriş yapmak

Kayıp Şifre

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız ve yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Giriş yapmak

Şimdi Kayıt Olun

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit.Morbi adipiscing gravdio, sit amet suscipit risus ultrices eu.Fusce viverra neque at purus laoreet consequa.Vivamus vulputate posuere nisl quis consequat.

  • peygamber_kissalari2-702×336

PEYGAMBER KISSALARI: HZ. ADEM (as)

Allah ezeli iradesiyle bir insan yaratmayı irade etti. İnsanlara İstişareyi öğretmek üzere,meleklere yer yüzünde bir Halife yaratacağını söylemesi üzerine melekler:”Ya Rabbi! Yer yüzünde kan dökecek,fesad çıkaracak varlıklar mı yaratacaksın?”[22] diyerek,insandan önce yaratılan Cin taifesinin kan dökücülüğüne kıyasla insanların yaratılmasına taraftar olmamıştır.Bir yandan da bunu İstifsar yani açıklamasını istemek amacıyla sormuşlardır.

Ancak ezeli irade başkadır. Allah:”Siz benim bildiğimi bilmezsiniz.”[23] buyurarak,ilmi ve iradesi insanın yaratılmasını irade etmiş ve ilk insan olarak Adem yaratılmış,ilk peygamberlik göreviyle de görevlendirilmiştir.

Hazreti Âdem topraktan yaratılmış,Hz. Havva ise Hz. Âdem’in eğe kemiğinden yaratılmıştır.[24] Erkeğe nisbeten zarif ve nahif yaratılmıştır. Ne tamamen düzeltilir,ne de kendi haline bırakılır bir halde yaratılmıştır.

Hz. Âdem Havva ile beraber cennettedir. Cennetin tüm nimetlerinden istifade edebilir,ancak malum ağaca yaklaşmamak şartıyla…

O cennet ki;Kur’an-de yedi sıfatla tavsif edilmektedir:1)Yüksektir.  2)Orada Lağiye,kötü söz işitilmez.  3) daimi akan nehir.  4)Yüksek tahtlar.  5)Önlerine konmuş kaplar.   6)Dizilmiş kaplar.   7)Yayılmış Halılar.[25]

“Gerek cennet gerek cehennem halkı 33 yaşlarında ve hiç kocamayacaklardır.”[26] Böyle bir özelliğe sahib.

Gerek ezeli iradenin gereği,gerekse de kadının yapısının özelliğinden kaynaklanan sebeb neticesinden,en açık düşmanları olan şeytanın aldatmacasıyla,malum ağaçtan yemeleri halinde cennetten hiç çıkmamak üzere ebedi kalacakları aldatmacası,yasağa uymamaları cennetten dünyaya inmelerine sebeb olmuştur.[27]

Cennetten çıkarılan Hz. Âdem ve Havva yeryüzüne inmiş,Hz.Âdem Hindistanın güneyindeki Seylan adasına,Havva annemizde Cidde’ye indirilmiştir. Daha sonra uzun ayrılıktan sonra Arafat’da buluşup,burada yaşamaya başladılar.

Cenâb-ı Hak Kur’an-ı Kerimde:”Uskun” [28]  yani “Burada sakin ol,kal,otur.” emrinden Hz. Âdem bu emir ve ifadenin geçici kalınmayı ifade ettiğini anlamıştır. Çünkü bu kalma emri geçici kalmayı ifade etmektedir.

Ebul Haseni Şazeli;Yasak ağaçtan yeme günahı hususunda şöyle der:” Ne şerefli bir günah ki,sahibini halifelik makamına eriştirmiş ve kıyamete kadar gelecek insanlara tevbenin [29] meşru kılınmasına sebeb olmuştur.”

Halife kelime olarak da sonradan gelen anlamına olması da,Hz.Âdem’den önce yaratılan varlıkların var olduğunu ifade eder.

İnsanın yaratılmasındaki hikmetin tahakkuku ancak cennetteki yasak ağaçtan yenilip dünyaya gönderilmesiyle başlamıştır. Ki bu kısaca teklif ve mükellefiyettir. Birde şeytana aldanmanın insan için ne kadar büyük bir zarar ve kayıb olduğunu bildirmiş olmaktadır.

Hasan Basri şöyle der:”Allah Adem’e dört haslete sahib olmasını emretmiş ve bütün iyi vasıfların bu dört haslette bulunduğunu bildirmiştir. Bunlardan biri benim,diğeri senin için,üçüncüsü ikimiz arasında ortak ve dördüncüsü de senin ile diğer insanlar arasında ortak olandır.

Birincisi: Bana ibadette hiçbir şeyi ortak koşmamandır.

İkincisi: Yapmış olduğun amelindir. En dar gününde o amelin mükafatını sana verir.

Üçüncüsü: Senin dua etmen ve benimde duana icabet edip istediğini vermemdir.

Dördüncüsü: İnsanların ne şekilde sana arkadaş olmalarını arzu ediyorsan,seninde onlara öyle davranmandır.

İnsanlar cennetten çıkmayıp devamlı orada kalmış olsalardı,Cenâb-ı Hakkın isimlerinin tecellisi olmaz. Bir derece Allah kamil manada bilinmezdi. Zira cennette hiçbir kötülük ve eksiklik olmadığı için Allah’ın affediciliği,şifa vericiliği,zulüm olmadığından ceza verme ve adaletin görülüp Kahhar ve Cebbar gibi isimleri bilinmez ve anlaşılmazdı. Allah kendisinin de tam manasıyla bilinmesi için,insanın dünyaya gelmesini murad etmiştir.

Hz. Âdem’in bir üstünlük yönü de kendisine eşyanın,varlıkların isminin öğretilmiş olmasıdır. Bu bir rüçhaniyet sebebidir. Meleklere ve diğer varlıklara karşı bu yönüyle tefevvuk etmiştir. Kâinattaki tüm canlılar bir araya gelseler,değil bir şey icad etmek,bir makine yapmak,bir harf bile yapamazlardı. İnsan ilmiyle Allah’ın Alim ismine mazhariyetini de göstermektedir. Her bir peygamber bir meslekte Pir ve öncüdürler. Hz. Âdem’de çiftçilerin piri olup,ilk olarak toprağı sürüp,eken kişidir.

Allah Hz. Âdem’i yarattıktan sonra meleklere Âdem’e ve onun şahsında insana secde yani hürmet etmesini emreder. Melekler secde ederler,şeytan ise Kibrinden yani kendisinin ateşten,Âdem’in ise topraktan üstünlüğünü ileri sürerek emre isyan eder. Bu durum onun Allah’ın rahmetinden kovulmasına neden olur. Allah’dan kıyamete kadar müsaade ister. İnsanları doğru yoldan,Allah’ın yolundan alı koymak için. Allah müsaade eder. Kendisinin Muhlis,Allah’ın rızası için hareket eden kullarının şeytan tarafından aldatılamayacağını,onları saptıramayacağını ifade eder. Artık şeytan insan için en açık ve azılı bir düşmandır.[30][9] Çünkü Allah’ın rahmetinden kovulmasına insan sebeb olmuştur. Bunun acısını çıkarmak üzere işe koyulur. Kadın sayesinde ilkinde başarılı olur. Âdem’in cennet de doğup ilk çocukları olan Kabil ve kız kardeşinin dünyada doğan Habil ve kız kardeşiyle karşılıklı evlenmeleri durumunda güzel olan kız kardeşini Habil’e vermek istemez. Böylece ilk kan dökme olayı Kabil’in Habil’i öldürmesiyle başlamış olur.[31][10] İlk ölümle,ilk toprağa gömme usulü Habil’le başlar. Örnek olarak Karganın toprağı eşmesiyle gerçekleşir.[32][11] Bu da; Kabil kız kardeşini Habil’e vermeyince kurban adarlar. Gökten inen ateş Habil’in kurbanını kabul eder.[33][12] Buna rıza göstermeyip kardeşini öldürmeyi kasteder ve onu öldürür.[34][13] Yüzü siyahlanır. Şeytan ise,Habil’in ateşe tapmasından kabul gördüğünü telkin edince ilk olarak Aden’de bir ateş tapınağı yaparak tapmaya başlar.[35][14]

Hz.Âdem’in cennetten çıkarılması Tavzif içindir. Yani belli bir görevle görevlendirilmek üzere dünyaya gönderilmiştir. Bu durum atmacanın serçeye musallat olup da onun uçma kabiliyetlerinin gelişmesine sebeb olması gibi,şeytanın da insana musallat olması kabiliyetlerinin gelişip,neşv-ü nema bulması içindir.

Melekler için tekamül edip yükselme yoktur. Çünkü mücadele edip tekamül etmelerine sebeb olacak nefis ve şeytanın musallat olmaları yoktur. Dereceleri sabittir. Er misali,milyon senede geçse yine erdir yani rütbesiz asker.

Şeytanda da iyilik istidat ve kabiliyeti yoktur,tefessüh etmiştir. Şer ile yoğrulmuş bir yapıya sahibtir.İnsan ise her iki özelliğe sahib olmaktadır. Bir cihetiyle meleklerden üstün olurken,diğer cihetiyle şeytan seviyesine düşüp alçalmaktadır. Eğer Hak ve Kur’an-ı dinlerse Âlâ-yı İlliyyin olan üst mertebeye çıkar. Eğer nefis ve şeytanı dinlerse Esfeli Safilin derekesine düşer.

Altın,gümüş,bakır ve kömür gibi maddelerin maden olmak itibariyle durumları aynıdır. Ancak işlenmeleri halinde bu farklılıklar ortaya çıkar. İnsanlarda madde itibariyle aynı madendendir. Kur’an ve İslâm gibi dinlerin imtihanıyla insanlar birbirinden ayrılırlar. Dini kabul edip inananlar altın ve elmas seviyesine yükselirken,inanmayan insanlar kömür durumuna düşer. Elmas ruhlu Hz. Ebubekir ile Kömür ruhlu Ebucehil birbirinden tefrik edilmiş,ayrılmış olur. Çünkü din bir imtihandır. İnsanların kabiliyet bakımından birbirinden ayrılmasını sağlar. Tıpkı bir sınıftaki talebelerin farklılıklarının imtihan ve soru neticesinde ortaya çıkması gibi insanlarda ayrıştırılırlar. Bu bir zulüm olmayıp adaletin ta kendisidir. Bu ayrıştırılmanın olmayıp,hepsinin aynı şekilde değerlendirilmesi zulüm olur. Hz. Âdem’den kıyamete (Hz. Muhammed’e)  Peygamberlerin suretlerinin,Hz. Âdem’in kendi ümmetinin neslinden gelen peygamberlerin kimler olacağını bilmeyi Cenâb-ı Haktan istemesi üzerine,Allah’da onların suretlerini Hz. Âdem’e göndermiş,göstermiştir.[36][15] Nizameddin DEMİR

Hakkında Nizameddin Demir

Web sitemiz, İslami konularla ilgili merak ettiğiniz, cevabına ihtiyaç duyduğunuz her türlü soruya, güvenilir kaynaklara dayanan ilmî ve doyurucu cevaplar sunmak amacıyla kurulmuştur. Amacımız, Hanefi Mezhebine göre, dinimizin sahih bilgilerini doğru, anlaşılır ve hızlı bir şekilde sizlerle buluşturmak; araştırma ve öğrenme yolculuğunuzda size sağlam bir rehber olmaktır.

Beni takip et

Bir cevap bırakın