Diş Dolgusu
Soru
Merhaba hocam. Dinimizde diş dolgusunun yeri nedir? Bu konudaki içtihatları öğrenebilir miyim? saygılar
Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız ve yeni bir şifre oluşturacaksınız.
Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit.Morbi adipiscing gravdio, sit amet suscipit risus ultrices eu.Fusce viverra neque at purus laoreet consequa.Vivamus vulputate posuere nisl quis consequat.
Cevap ( 1 )
Euzubillahimineşşeytanirracim. Bismillahirrahmanirrahim.
Muheterem kardeşim sualinizle ilgili cevabı asrımızın muhakkik alimlerinden Yusuf Kerimoğlu Hocaefendinin bir kardeşimizin sorusuna verdiği cevabı aynen size aktarıyorum. Şayet daha geniş bilgi isterseniz daha detaylı bilgiler verebiliriz… Allahu Teala cc.’a emanet olunuz…
Gusül Abdesti ve Kaplama Diş Meselesi
SORU: Mektubunuzda; “Kaplama veya dolgu diş hususunda birçok hocaefendi değişik hükümler söylüyorlar. Bazısı: “Bil¬meden taktırdı iseniz, söktürmeyin. Fakat gusül abdesti alır¬ken, Şafii mezhebine uyarak niyet etmeyi unutmayın. Yeni taktırmayı düşünüyorsanız, çıkarılıp – takılabilen muharrik diş yaptırın” tavsiyesinde bulunuyor. Bazıları ise; “Zaruret olduğu için, dolgu diş yaptırmanızın bir mahzuru yok. Ancak yaptır¬madan önce gusül abdesti alın” diyor. Bir kısmı da: “Kaplama veya dolgu dişi olan imam, dişleri sağlam olan cemaatin önüne geçemez. Bu sebeble kimin arkasında namaza durduğunuza dikkat edin” diyor. Şaşırıp kaldık. Bu farklı yorumların sebebi nedir? Nasıl amel etmeliyiz?” diyorsunuz.
CEVAP: Kur’ân-ı Kerîm’de; “Eğer cünüp iseniz vücûdunuzu terte¬miz ediniz” (1) hükmü beyan buyurulmuştur. Ayet-i Kerime’de ge¬çen “Fettahhârû” (tertemiz edin) emri, “mübalağa sığasıyla gelmiş ve vücûdun zahirinde (dış uzuv hükmünde) olan her yerin yıkan¬masının farz olmasını” gerektirmiştir. Hanefi fûkahası; “Ağza ve buruna su vermek, cünüp olan herkese farzdır” hadisini esas alarak; ağız ve burnun da dış uzuv hükmünde olduğunda ittifak etmiştir. (2) Bütün kaynaklarda gusülün farzları mazmaza (Ağza su vermek), istinşak (Buruna su vermek) ve bütün bedenî iyice yıkamaktır” (3) şeklinde ifade edilmiştir. Burunda bulunan kuru ki¬rin (altına su geçirmeyeceği için) gusüle mani olacağı da muteber fıkıh kitaplarında yer almıştır.” (4) Dolayısıyla önce o kuru kirin temiz¬lenmesi gerekir; Ayrıca bir kimsenin vücûduna; balık pulu veya çiğ nenmiş ekmek, yapışmış olursa ve bu maddeler altına su geçirmez¬se, o kimsenin gusül abdestinin caiz olmayacağı bilinmektedir. (5) Önce bunları temizlemek durumundadır. Ağız ve burun da (Hanefi ulemasına göre) dış uzuv hükmünde değerlendirildiği için; ayet¬te geçen “Fettahhârû” (Tertemiz edin) emri ve sünnette yer alan delil gereğince yıkanması gerekir. Kaplama ve dolgu diş; altına su geçirmeyeceği için, bu amelî farzın edasına engeldir.
İbn-i Abidin; “Farz; kat’i ve zannî olmak üzere iki nevidir. Zanni farz; müctehidin (kat’i delilleri esas alarak) zannına göre farz olan şeydir” demiştir. Buna aynı zamanda ameli farz da denilmiştir. Kat’i farzı inkar eden kimsenin küfre düşeceği hususunda ihtilâf yoktur. Ancak ameli farzın durumu farklıdır. Amel etmeyi gerektirdiği halde, reddeden küfre nisbet edilmez. Çünkü mücmel olan bir nassın, izahından ibarettir, Bu girişten sonra mektubunuza geçelim. Kaplama veya dolgu diş yeni bir hadise!.. Müctehid imamların yaşadığı dönem¬de; sallanan dişlerin altın veya gümüşle bağlanması ve bu sayede muhafaza edilmesi yaygın bir usûldür. Fukaha; dişlerin altın veya gümüşle bağlanması konusunda, birçok hüküm beyan etmiştir. (6) İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.a.); altınla ilgili olarak Rasûl-i Ekrem (sav)’in; “Şu ikisi (altın ve ipek) ümmetimin erkeklerine haram, kadınlarına helâldir” hadisini esas alarak, altın dişin haram oldu-ğunu beyan etmiştir. İmameyn’in kavli ise farklıdır: Hz. Afrece b. Esad (ra)’dan rivayet edilen haberde; “Kendisinin Kilâb Harbinde burnunun koptuğunu, önce gümüşten bir burun yaptırarak tak¬tığını, bunun feci koku yapması üzerine Rasûl-i Ekrem (sav)’in al¬tından yapılmış bir burun taktırmasına izin verdiğini” esas alarak; altından diş yaptırmanın da caiz olduğunu beyan etmişlerdir. (7) İmam-ı Azam Ebû Hanife; “Hz. Afrece b. Esad (ra)’dan gelen habe¬rin, Hz. Ali (ra) ve bir cemaat tarafından rivayet edilen mütevatir hadisin hükmünü tahsis edemeyeceğini; zaruretin gümüşle giderilebileceğinin sabit olduğunu” ısrarla belirtmiştir. Esasen Hanefi usulünde, “Üzerinde ittifak edilen umumi hüküm, hususi olana tercih edilir” kaidesi mevcuttur. Hz. Afrece b. Esad (ra)’dan gelen haber hususidir. Sadece ona mahsus olma ihtimâli vardır. Hâlbuki altının erkeklere haram olmasıyla ilgili mütevatir haber, umumi bir hükmü bildirir. Fakat herhangi bir mükellef; muttaki bir ulemaya müracaat eder ve (o da) kendisine İmameyn’in içtihadı ile (yani al¬tın diş taktırabileceğine dair) fetva verirse, mesele yoktur. Mükellef üzerine düşen (şerf hükmü, sorup-öğrenme mecburiyetini) görevi edâ etmiştir.
Dişlerinden şikâyeti olan bir mü’min; bu konuda mütehassıs olan bir diş doktoruna müracaat eder. Tabiî o diş doktorunun; İslâmî hükümleri bilmesi ve “zaruret sınırı” hakkında ilim sahibi olma¬sı, tercihe şayandır. Çünkü ibâdet hayatını yakından ilgilendiren bir hadise söz konusudur. O mütehassıs dişçi “Kaplama veya dol¬gu yapılmasında zaruret vardır” derse, o sahada ehl-i hibre (ehl-i vukuf, bilirkişi) durumunda olduğu için, onun sözüyle amel edilir. Mektubunuzda sözünü ettiğiniz hocaefendilerin hiçbirisi, diş te¬davisi konusunda mütehassıs değildir. Dolayısıyla, “yaptırılmaması, söktürülmesi veya müteharrik diş yaptırılması vs..” gibi tavsiye¬leri (o sahada mütehassıs olmadıkları için) doğru değildir. Usûl-i Fıkıh’ta yerleşmiş olan kaidelerden birisi de; müctehid olan bir kimsenin, Fıkh’ın dışındaki konularda (tıp, mühendislik, ziraat vs..) beyan ettiği sözlerinin amele konu olmamasıdır. Tabii o sahalar-da mütehassıs ise; müctehid olduğu için değil, mütehassıs olduğu için tavsiyelere uyulur. Kaplama veya dolgu diş yaptıran kimselerin (ki bu bir zaruret sonucu olabilir) gusül abdesti alırken, Şafii mez¬hebini taklid etmeleri gerekir. Bilindiği gibi Şafii Fukahasına göre gusülün farzları; niyet etmek ve bütün vücûdu güzelce yıkamaktır. Ağza ve buruna su vermek; “On şey vardır ki, bunlar fıtrattan¬dır” şeklinde başlayan hadiste rivayet edildiğine göre sünnettir. Dolayısıyla bu meselede hiçbir zorluk yoktur. Mükellef; zaruri bazı durumlarda, sırf o meseleye has olmak üzere, bir başka mezhebin hükmü ile amel edebilir. Çünkü (müctehid olmayan) mükellefe vacip olan; bir müctehidin içtihadı ile amel etmesidir.
Bilindiği gibi; namaz kılmak için abdest alırken (Hanefi fukahasına göre de) ağız ve buruna su vermek sünnettir. Dolayısıyla; “Kaplama veya dolgu diş yaptıran kimsenin abdesti yoktur” diyen hocaefendi, bu nokta¬da yanılmıştır!.. Mektubunuzdaki son meseleye gelince: “Kaplama veya dolgu dişi olan imam, dişleri sağlam olan cemaatin önü¬ne geçemez. Bu sebeble kimin arkasında namaza durduğunuza dikkat edin” diyen hocaefendilerin varlığından söz ediyorsunuz. Sanıyorum meseleyi; sıhhatteki kuvvet noktasından ele alıyorlar. Hanefi fûkahası: “Ayakta namaz kılan bir kimse, oturarak namaz kı¬lan bir imama iktida edebilir mi?” sualine cevap verirken, “Ayakta duran kimsenin hali, oturan kimsenin halinden daha kuvvetlidir. Kıyas esas alındığı zaman, kuvvetlinin (yani ayakta duranın) imam olması gerekir” hükmünü beyan etmiştir. İmam-ı Azam Ebû Hanife (rh.a.); “Rasûlallah (sav) son namazını oturarak, Sahabe-i Kiram ise onun arkasında ayakta iken namazı edâ ettiler” hadisini esas ala¬rak, kıyasa başvurmamıştır. Ulemânın bu konuda tercih ettiği ictihad, başta ilim, takva, verâ ve kıraat olmak üzere (sıhhat de dâhil) daha kuvvetli olanın imamete geçirilmesidir. (8) İmamete geçen bir kimsenin dikkat edeceği sebeblerden birisi de; bütün mezheplere göre abdestli olmasıdır. Çünkü arkasında; amelde farklı mezheple¬ri taklid eden mü’minler bulunabilir. Sanıyorum mektubunuzdaki mesele vuzuha kavuşmuştur.(*) Meselenin özü budur. Birbirimize dua edelim…
(*) Mecmua-i Cedide’de yer alan hüküm şudur: “Üzeri¬ne gusül farz olan Zeyd’în: içi boş olan dişleri altın veya gümüşle doldurulmuş olup, çıkarılmasındaki zorluk ve meşakkat kat’i olmakla, gusül ederken o dişlerin içine su ulaşmayıp, bu şekilde ‘Zaruret olsa’, suyu o dişlerin içine ulaştırmak farz olmayıp, zahirini yıkamak kifayet etmek¬le tâhir olur mu?” ELCEVAP “Olur.” Osmanlı Devleti’nin son yıllarında; bu konu gündeme girmiş ve zaruretle ta’lil edilmiştir. Hâlbuki zaruret mefhumu, sınırları alabildiği¬ne geniş bir mahiyeti ifade için kullanılamaz. Bu durum¬da; muharrik diş varken, kaplama ve dolgu yaptırma caiz olmaması gerekir. Hâlbuki diş mütehassısları bazı haller¬de kaplama ve dolguyu tercih etmektedirler. Bazı hocae-fendiler; Mecmua-i Cedide’de, sadece “zaruret” ileri sürü¬lerek verilen bu hükmün kesin olduğu kanaatindedirler. Neye dayandığı sabit olmayan bu tür hükümler; herhan¬gi bir müctehidin kavli gibi değerlendirilmez.” (Yusuf Kerimoğlu, Fıkhi Meseleler,C/3.Sh:53-56.Misak Yay. Yeni Baskı.Ankara.2013.)
KAYNAKLAR:
1.El Maide Sûresi: 6
2.İmamı Merginani – El Hidaye Şerhû Bidayeti’l Mübtedi – Kahire: 1965 C: 1, Sh: 16
3.Şeyh Abdülgani El Meydanî – El Lübab fi Şerhi’l Kitab – Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 14. Ayrıca Molla Hüsrev – Dürerû’l Hükkam fi Şerhi Gureri’l Ahkâm – İst, 1307 C: 1, Sh: 17, İbn-i Hümam – Fethû’l Kadir-Beyrut: 1315,C:1,Sh:38
4.ibn-i Abidin – Reddü’l Muhtar Ale’d Dürri’l Muhtar – İst, 1982, C: 1, Sh: 220, Ayrıca İbn-i Hümam -a.g.e,C:1,Sh: 39
5.Şeyh Nizamüddin ve Heyet – El Feteva-i Hindiyye – Beyrut: 1400, C: 1, Sh: 13. Ayrıca İbn-i Hümam -a.g.e.,C: 1, Sh: 39
6.Geniş bilgi için: İmam-ı Merginani – a.g.e., C: 4, Sh: 82-83. Ayrıca Şeyh Muhammed b. Süleyman – Mecmuaû’l Enhur (Şerhû Damad) – İst, 1316 Bsk. Ofset Beyrut: ty., C: 2, Sh: 535, İbn-i Hümam -a.g.e., C: 8, Sh: 95-96
7.İmam-ı Muhammed – Siyer-i Kebir – ist.,1980, Evs Yay. C: 1, Sh: 147. Ayrıca İmam-ı Merginani a.g.e., C: 4, Sh: 82-83
8.İbn-i Hümam – a.g.e., C: 1, Sh: 261 vd, Ayrıca İmam-ı Merginani – a.g.e., C: 1, Sh: 57 vd.