Şimdi Kayıt Olun

Giriş yapmak

Kayıp Şifre

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız ve yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Giriş yapmak

Şimdi Kayıt Olun

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit.Morbi adipiscing gravdio, sit amet suscipit risus ultrices eu.Fusce viverra neque at purus laoreet consequa.Vivamus vulputate posuere nisl quis consequat.

USÜL-Ü  FIKIH

USÜL-Ü  FIKIH

         Hamd, Allah’a mahsustur. O’nu över, O’ndan yardım ve mağfiret diler, O’na döneriz. Nefsimizin fenalıklarından ve kötü işlerimizden O’na sığınırız. Allah’ın yol gösterdiği kimse hidayete erer. O, kimi dalâlete düşürürse artık ona hidayet eden olmaz. Âlemlere rahmet olarak  gönderilen ve en doğru yolu gösteren Ümmî Peygamber’e, O’nun âl ve ashabına ve güzelce   onlara  uyanlara   kıyamete  kadar   salât   ve   selâm  olsun!

   İmdi,  Fıkıh  Usûlü,  bir metodoloji, yani fıkhî hükümlerin istinbatında başvurulan metodları açıklayan bir ilimdir. Müctehid imamlar, hüküm çıkarmak, nass’lardan şer’î hükümleri öğrenmek, hükümlerin dayandığı illetleri tesbit ederek bu nass’lar üzerine yeni hükümler bina etmek, İslâm’ın yöneldiği, Kur’an-ı Kerim’in işaret ettiği, Sünnet-i Nebeviyye’nin  açıkça veya imâ yoluyla bildirdiği maslahatları tanımak için bu metodları ortaya  koymuşlardır.   Buna  göre Fıkıh Usûlü, bir ilim olarak, fakih’e  şeri delillerden hüküm  çıkarma   yollarını   gösteren kaideler manzumesidir, isterse bu hüküm çıkarma yolları, Şer’î kelimelerin mânâlara delaletlerini bilme, bu kelimelerden istinbatta bulunma, zahirleri  arasında  çatışma veya tarihlerinde   ihtilaf   olduğu zaman bunları uzlaştırma gibi lafzî  olsun;  isterse   nass’ların   illetlerini ortaya çıkarıp bunları tamim etmek, bu illetlerin tesbit yollarını ve bunları  tanıtacak en sağlam metodları açıklamak gibi manevî olsun..  Böylece Fıkıh Usûlü, amelî tekliflerde şeriatın aslını açıklamakta, onu tanıtacak metodları vermekte ve müctehid   fakih   için bir kısım ölçüler tayin etmektedir. İşte bu sayede o, hüküm  çıkarırken   sağlam   bir   yolda  yürür.

      Bu   itibarla Fıkıh Usûlü,  fıkhî düşüncenin doğuşunda tesiri en çok olan büyük bir ilimdir. Dolayısıyla bu ilim, onu öğrenenlere, müctehid imamların hüküm çıkarırken kullandıkları   metodları   ve   bize   miras   olarak bıraktıkları zengin fıkıh servetini tanıtır; eğer bu servete, az da olsa, yeni bir şey ilave etmek isterlerse, onlara, ictihad yollarını aydınlatır; şer’î hükümler çıkarmak isteyenlere İslâm’ın esaslarını açıklar. Onlar büyük Müctehidlerin, doğru yoldan sapmaksızın veya zamanı hâkim kılarak İslâm’ın dışına çıkmaksızın   neler yaptıklarını bu metodlarda bulacaklardır. Geçmişlerin fıkhını ve yeni olaylar   karşısında İslâm’ın hükümlerini bilmek isteyenlerin elbette Fıkıh Usûlü’nü öğrenmeleri   gerekir.

    Bunun içindir ki, Mısır’daki Hukuk Fakülteleri her zaman bu ilme önem vermiştir. Gerçekten bu ilim, eskiden daha çok bu gün hukuk  tahsili   yapanlar   için lüzumludur; çünkü,  gerek malî esaslar ve gerekse şahsî ilişkiler bakımından aile hukukunda şer’î hükümleri uygulamak vazifesi, Hukuk Fakültesinden mezun olanların omuzlarına yüklenmiştir. Dolayısıyla onların bu görevi tam olarak yerine getirebilmeleri için hazırlıklı bulunmaları   zarurîdir; zira şer’î hükümlerin herhangi bir kısmını tatbik etmek durumunda olan kimse, bunların kaynak ve metodlarını  bilmelidir ki, böylece geçmişlerin görüşlerini anlasın, bunların en doğru ve gcrçeğe  en yakın olanlarını kavrasın, şerîatin amaçlarından uzaklaşmadan  ve  Allah’ın sınırlarını  aşmadan   yeni  hükümler  çıkarabilsin; çünkü Kur’an’da; “Allah’ın sınırlarını kim aşarsa, şüphesiz o, kendisine yazık etmiş olur” buyurulmuştur.

    Fıkıh Usûlü,  hukuk   tahsili   yapanların sadece şerîati doğru olarak anlamaları için lüzumlu değil, aynı zamanda kanunları lâyikiyle anlayabilmeleri için de bu ilme şiddetle ihtiyaçları vardır; zira bu ilim, kelimelerin delaletlerini, nass ve diğer sözlerin ne ifade ettiğini açıklamaktadır. Bu sayede hukukçu, nass’ın mantuk ve mefhum’undan neyi alacağını öğrenir,  kelimelerin  zahirleri  arasında   uygunluk   veya çatışma bulunduğu zaman neye göre hareket etmesi gerektiğini gösteren ölçü ve kuralları elde etmiş olur… İşte Fıkıh Usûlü’nde  ibarelerin  delalet  ve  işaretleri   için böyle hassas bir kıstas mevcud olup kanunları   tefsir  etmek durumunda olan herkes buna muhtaçtır. Meselâ; herhangi bir kanunun   tefsiri  kıyas yoluyla olabilir.   Kıyasın   çeşitlerini tesbit eden, metodlarını açıklayan, iki hükmü birleştiren illeti ve bunu tanıma yollarını gösteren, kıyas için illet olabilecek vasıfların bilinmesini sağlayacak ve asıl ile fer’i   arasındaki   ilişkiyi   tayin   edecek   ölçüleri   koyan   ve   doğru   kıyas’ın   metodunu  belirten  ilim, işte Fıkıh Usûlü’dür.

      Her kanunun istisnai hükümleri vardır. Fıkıh Usûlü, istisna metodlarını ve bunların yerlerini  göstererek istisnanın, ancak kanunun asıl amaçlarını gerçekleştirmek olduğunu bildirir. Kanunun ruhundan dışarı çıkmayan ve doğru olan istisnaî hükümleri, “istihsan” bölümünde  ayrıntılı  olarak  açıklar.

      Kısaca, diyebiliriz ki bu ilim, hukukçuya, hukukî terimlerin manalarını anlamak için sağlam bir metod, ince ve derin bir anlayış verir. Onu okuyup öğrenenler, bir kısım esaslı metod   ve   ölçülere   sahip   olup,   hukukî   meleke   ve   anlayışları  artar.

     Okuyuculara bu ilmi, ona lâyık bir şekilde anlatmamız ve yararlı olmamız için Allah’tan yardım dileriz, inayet ve hidayet sahibi yalnız Allah’tır. O, ne güzel Mevlâ ve ne güzel yardımcı’dır!..

      (8 Eylül 1957)   13 Safer 1377   Muhammed Ebu ZEHRA            Nizameddin DEMİR

Hakkında Nizameddin Demir

Web sitemiz, İslami konularla ilgili merak ettiğiniz, cevabına ihtiyaç duyduğunuz her türlü soruya, güvenilir kaynaklara dayanan ilmî ve doyurucu cevaplar sunmak amacıyla kurulmuştur. Amacımız, Hanefi Mezhebine göre, dinimizin sahih bilgilerini doğru, anlaşılır ve hızlı bir şekilde sizlerle buluşturmak; araştırma ve öğrenme yolculuğunuzda size sağlam bir rehber olmaktır.

Beni takip et

Bir cevap bırakın