Kadının eşine sorumlulukları

Question

Hocam selamünaleyküm. Benim bir sorum olacak: Kadın olarak eşimize sorumluluklarımızın İslami ölçüsü ve kuralları nedir hükümler nelerdir? Bu konuda aydınlatır mısınız.. Sevgiler

Answer ( 1 )

  1. Ve aleykümselam verahmetüllah esma kardeşim… Daha önce de buna benze r bir soruya bu sayfamızda cevap vermiştik… Hanımların eşlerine karşı sorumluluklarını hem Kur’an hemde sünnette geniş şekilde görmek mümkündür… Eşlerin bir birlerine karşı görev ve sorumlulukları vardır… Bu görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri her ikisi içinde çok önemlidir…
    Bu konuda çok şeyler söylenmiştir.
    Bir kısmını arzedecek olursak;
    ERKEKLERİN KADINLAR ÜZERİNDEKİ HAKLARI-1
    “Erkekler kadınlar üzerinde yönetici (kavvâm) dırlar. ” (en-Nisa, 4/34).
    Erkeğin hanımı üzerinde hakkı çoktur. Kadın kocası ile iyi geçinmelidir! Hadîs-i şerîfte buyuruldu ki: (Kadının cihâdı, kocası ile iyi geçinmektir.) [Taberânî]
    Bir kadın, kocasını güzel karşılar, güzel sözler söyleyerek hoşnutluğunu kazanmaya çalışırdı. Peyamber aleyhisselâm, kadının bu hareketinden dolayı kocasına buyurdu ki: (Hanımına selâm söyle, yarı şehid sevâbına kavuştuğunu haber ver!) [Şir’a]
    Kadınların Cennete girmeleri erkeklere göre daha kolaydır.
    (Kadın, beş vakit namazı kılar, orucunu tutar, kendini yabancılardan korur ve kocasına muti olursa, Cennete girer.) [İbni Hibbân]
    (Kocası râzı olduğu halde ölen kadın Cennete girer.) [Tirmizî]
    Kadına zînet eşyâsı mubâhtır. Zînet almak için kocasını müşkül duruma düşürmemeli, yabancılara zînetlerini göstermemelidir! Böyle olunca zînetleri Cennete girmelerine ma’nî olmaz.
    (Cennette kadınların az olduğunu gördüm. Sebebini sordum. “Onları altın ve zînet eşyâsı meşgûl etti.” dediler.) [İmam Ahmed]
    Kocasına, elinden geldiği kadar güler yüzlü davranıp, sevgi göstermeli, dili ile de onu incitmemelidir.
    (Kıyâmette Allahü teâlâ, kocasına dili ile eziyet eden kadının dilini 70 arşın uzun yapıp, boynuna dolar.) [Şir’a]
    (Eğer kocalarına karşı küfrân-ı ni’mette bulunmasalar, namaz kılanlar hemen cennete girerdi.) [Şir’a]
    (Cehennem halkının ekseriyetini kadınların teşkil ettiğini gördüm. Sebebi de, çok la’net ederler ve kocalarına karış küfrân-ı ni’mette bulunurlar.) [Buhârî]
    Kocasına bir iyilik yapmışsa, başına kakmamalıdır. Yeme ve giyme gibi husûslarda kocasını üzmemeli, yapamıyacağı şeyi ondan istememelidir! Kocasının şerefini korumalı, her işte onun rızâsını kazanıp gönlünü hoş etmeye çalışmalıdır!
    (Kocanın hanımı üzerindeki hakkı, benim sizin üzerinizdeki hakkım gibidir. O hâlde kocasının hakkını gözetmiyen, Allah’ın hakkını gözetmemiş olur.) [Hadisi Şerif.Şir’a]
    Kadın, kocasını üzmemelidir. Birgün Hz. Fâtıma, ağlıyarak babasının huzûruna geldi. Resûlullah buyurdu ki:
    – Yâ Fâtıma, niçin ağlıyorsun?
    – Kasıtsız söylediğim bir sözden Ali bana kızdı. Özür diledim. Fakat onu üzdüğüm için ağlıyorum.
    – Kızım, bilmez misin, Allahü teâlânın rızâsı kocanın rızâsına bağlıdır. Ne mutlu o kadına ki dâima kocasının rızâsını arar, kocası ondan râzı olur. Kadınlar için en üstün ibâdet, kocasına itâ’attir. Erkek, hanımından râzı olunca, o kadın istediği kapıdan Cennete girmeye hak kazanır. Kocasını üzen kadın, onu râzı edinceye kadar, Allahü teâlânın la’netinde olur.) [R. Nâsıhîn]
    Abdullah ibni Ömer radıyallahu anhümadan rivayet edildiğine göre:
    “Bir kadın Allahın Elçisine gelerek; Ey Allahın Rasulü! Kocanın karısı üzerindeki hakkı nedir? diye sordu. O da kadının kocasının evinden izinsiz çıkmamasıdır, dedi. Çıkarsa ne olur? sorusuna Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Allahın rahmet ve gazap melekleri bu kadına Tevbe edinceye kadar lanet eder, dedi.” ( Ebu Davud)
    “Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız hoşlanmadığınız kimselere yataklarınızı çiğnetmemeleri ve onları evinize sokmamalarıdır.” (İbn-i Mace)
    “Dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse o erkeğin kıyamet gününde eşi olacak olan Huri eziyet eden kadına şöyle seslenir: “Allah seni helak etsin, bu adama eziyet etme, o dünyada senin misafirindir. Yakında senin yanından ayrılıp bize kavuşacak.” (Tirmizi, İbn-i Mace, Aile İlmihali Prof. Dr. Hamdi Döndüren)
    “İyi kadınlar; gönülden boyun eğenler ve Allah’ın korunmasını emrettiğini kocasının bulunmadığı zamanlarda koruyanlardır… ” (en-Nisa, 4/34).
    Kadınlar kocalarına karşı itaatli ve saygılı olmalıdırlar ki koca da aile içerisinde gereği gibi vazifelerini yapabilsin. Kadın meşru şartlarda kocasına itaat etmekle mükelleftir. Ayrıca yaptığı ev işleri ve çocuk yetiştirme ise kadının takvasını artıran hususlardır. Çünkü İslâm böyle bir sorumluluğu kadına şart koşmamış, teşvik ederek Allah’ın rızasını kazanacaklarını bildirmiştir.
    Erkekler kadınlardan, kadınlarda bulunmayan bazı doğal nitelik ve güçlere sahip oldukları için üstündürler. Yoksa bu onların şeref ve fazîlet bakımından üstün oldukları anlamına gelmez (Mevdûdî, Tefhimu’l Kur’an, I, İstanbul 1986, s. 317, 318). “Kadın beş vakit namazını kılar, yılda bir ay orucunu tutar, ırzını korur ve kocasına itaat ederse cennet kapıları ona açıktır” (Buhârî, Miskat, II, 202). Yalnız buradaki itaat Allah’ın emirleri çerçevesinde olacağından kocanın bunu hiçe sayması durumunda kadının kocasına karşı itaatı gerekmez. Çünkü Allah’a itaat, kocaya itaatten önce gelir.
    Allahu Teâlâ kadını evin sahibesi olarak yaratmıştır. Erkek ailenin geçimini sağlamak, mal kazanmakla görevli olduğu gibi, kadın da bu malları evin işlerini gereken şekilde yürütmek üzere harcamakla yükümlüdür. Çünkü kadın, kocasının evinin çobanıdır. Bunun dışında İslâm, evin dışında kalan görevlerin hiçbirinde kadını yükümlü tutmaz. Kur’an “Ve evlerinizde oturunuz” (el-Ahzâb, 33/33) âyetiyle kadını evinde oturmaya teşvik etmiştir. Ancak bazı hallerde kadının evin dışına çıkması gerekebilir.
    Meselâ; kadının işlerini görüp gözetecek erkeğin bulunmaması, yahut ailenin içinde bulunduğu sıkıntılar dolayısıyla evin dışında çalışmak zorunda kalması, erkeğin geçim sıkıntısı içerisinde bulunması, hasta olması, geçimi sağlamaktan âciz olması bu türden şart ve durumlarla karşı karşıya kalınması halinde İslâm hukukunda bir genişlik ve bir çıkar yol sözkonusudur.
    “Allah, siz kadınlara ihtiyaçlarınız için dışarı çıkmanıza izin vermiştir.” (Buhârî-Müslim).
    Ancak bütün bunlara karşın içinde bulunduğumuz koşullarda ne kadar İslâmî ölçülere uyarsa uysun müslüman bir kadın çarşıda-sokakta, iş hayatında kötülerin gözünden kendini koruyamamaktadır. O bakımdan geçimi zor şartlar içerisinde olsa da kadınlar sokaklardan uzak olmalıdır.
    İslâm kadına evinde görev vererek, çalışma problemini ortadan kaldırmaktadır. İslâm, harem ve selâmda ihanete uğrayan insan ruhunu aynı anda kurtaracaktır.
    Hz. Peygamber evlenilecek bir kadında aranacak vasıfları şöyle belirlemiştir: “Bir kadınla dört özelliği için evlenilir; Malı, asaleti, güzelliği ve dindarlığı. Sen dindar olanı tercih et” (Buhârî, Nikâh, 15; Ebû Dâvud Nikâh, 2; Nesâî, Nikâh, 13; Ahmed b. Hanbel, II, 428).
    ERKEĞİN HANIMI ÜZERİNDEKİ HAKLARI
    3267 – Hz. Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki: “Şayet ben bir insanın başka bir insana secde etmesini emredecek olsaydım, kadına, kocasına secde etmesini emrederdim.”
    Tirmizi, Rada’ 10, (1159).
    3268 – Ümmü Seleme (radıyallahu anhâ) anlatıyor: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Hangi kadın, kocası kendisinden razı olarak vefat ederse, cennete girer.” Tirmizi, Radâ 10, (1161).
    Bir başka rivâyette şöyle denmiştir: “Erkek, kadınını yatağına çağırır, kadın da gelmeye yanaşmaz, erkek öfkelenmiş olarak sabahlarsa, melekler sabaha kadar -bir rivayette yatağa gelinceye kadar- kadına lânet okurlar.”
    Bir başka rivâyette: “Kadın küskünlükle kocasının yatağından ayrı olarak sabahlarsa, melekler onu lânetler” denmiştir. Buhari, Nikâh 85, Bed’ü’l-Halk 6; Müslim, Nikâh 120 – 122 (1436); Ebu Dâvud, Nikâh 41, (2141).
    3272 – Yine Ebu Hüreyre (radıyallahu anh) anlatıyor: “Ey Allah’ın Resulü. dendi, hangi kadın daha hayırlıdır?”
    “Kocası bakınca onu sürura garkeden, emredince itaat eden nefis ve malında, kocasının hoşuna gitmeyen şeyle ona muhalefet etmeyen kadın!” diye cevap verdi.”Nesâi, Nikâh 14 (6,68)..
    3274 – Ebu Sa’id (radıyallahu anh) anlatıyor: “Safvân İbnu Muattâl (radıyallahu anh)’ın hanımı, yanında Safvân da bulunduğu bir anda Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)’a gelerek:
    “Ey Allah’ın Resülü, namaz kıldığım zaman kocam beni dövüyor, oruç tuttuğum zaman da orucumu bozduruyor, güneş doğuncaya kadar da sabah namazı kılmıyor!” dedi. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm), hanımının bu söyledikleri hakkında Safvân’a sordu. Safvân:
    “Ey Allah’ın Resülü! “Namaz kıldığım zaman dövüyor ” sözüne gelince, o zaman (bir rekatte uzun) iki süre okuyor. Halbuki ben bunu yasakladım” dedi. Resulullah kadına:
    “İnsanlara tek surenin okunması yeterlidir ” buyurdu. Safvân devam etti:
    “Oruç tuttuğum zaman bozduruyor ” sözüne gelince, “Hanımım oruç tutup duruyor. Ben gencim, hep sabredemiyorum.” dedi. Aleyhissalâtu vesselâm:
    “Bir kadın kocasının izni olmadan (nafile) oruç tutamaz!” buyurdular.
    Safvân devamla:
    “Güneş doğuncaya kadar sabah namazı kılmadığım sözüne gelince, biz (gece çalışan) bir âileyiz, bunu herkes biliyor. (Sabaha yakın yatınca) güneş doğuncaya kadar uyanamıyoruz” diye açıklama yaptı. Aleyhissalatu vesselam:
    “Ey Safvân, uyanınca namazını kıl!” buyurdular.” Ebu Dâvud, Savm 74, (2459).
    3275 – Ebu’I – Verd İbnu Sümâme anlatıyor: “Hz. Ali (radıyallahu anh) İbnu Ağyed’e dedi ki: “Sana kendimden ve Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) ‘ın kızı Fâtıma (radıyallahu anhâ)’dan -ki o, babasına, ailesinin en sevgili olanı idi- bahsedeyim mi?”
    “Evet, bahsedin!” dedim. Bunun üzerine:
    “Fâtıma radıyallahu anhâ değirmen çevirirdi; elinde yaralar meydana gelirdi. Kırba ile su taşırdı. Bu da boynunda yaralar açtı. Evi süpürüyordu. Üstü başı toz-toprak oldu. (Bu sıralarda) Rasûlüllah’a bir kısım köleler getirilmişti.. Fâtıma ‘ya:
    “Babana kadar gidip bir köle istesen!” dedim. Gitti. Aleyhisselâtu vesselâm’ın yanında bazılarının konuşmakta olduklarını gördü ve geri döndü. Ertesi gün Resulullah Fâtıma’ya gelerek:
    “Kızım ihtiyacın ne idi?” diye sordu. Fâtıma süküt edip cevap vermedi. Ben araya girip:
    “Ben anlatayım Ey Allah’ın Resülü!” dedim ve açıkladım: “Fatıma’nın değirmen kullanmaktan elleri yara oldu, kırba ile su taşımaktan da omuzları incindi. Köleler gelince ben kendisine, size uğramasını, sizden bir hizmetçi istemesini ve böylece biraz rahata kavuşmasını söyledim. Bu açıklamam üzerine Resulullah:
    “Ey Fatıma, Allah’tan kork, Allah’a olan farzlarını eda et, aileyin işlerini yap. Yatağına girince otuzüç kere sübhanallah, otuzüç kere elhamdülillah, otuzüç kere Allahuekber de. Böylece hepsi yüz yapar. Bu senin için hizmetçiden daha hayırlıdır..” buyurdular. Fatıma (radıyallahu anha):
    “Allah’dan ve Allah’ın Resulünden razıyım” dedi. Resulullah ona hizmetçi vermedi.”
    (Buhari, Fedailul Ashab 9, Humus 6, Nafakat 6, 7, Da’avat 11; Müslim, 80, (2727); Tirmizi, Da’avat 24, (3405); Ebu Davud, Harac 20, (2988, 2989), Edeb 109, (5062, 5063).
    Cariye-köle ve kıyafeti:…………Modern kıyafet-Çağdaş kıyafet
    2- Amr ibnil Ahvas (Radiyallahu anhü) anlatıyor.: Resulullah (Aleyhis selâtü ves selâm) buyurdular ki:
    “Kadınlara karşı hayırhah olun. Çünkü onlar sizin yanınızda esirler gibidirler. Onlara iyi davranmaktan başka bir hakkınız yoktur ; yeter ki onlar açık bir çirkinlik işlemesinler. Eğer işlerlerse yatakta yalnız bırakın ve şiddetli olmayacak şekilde dövün. Size itaat ederlerse haklarında aşırı gitmeye bahane aramayın. Bilesiniz kadınlarınız üzerinde haklarınız var. Kadınlarınızın da sizin üzerinizde hakkı var. Onların üzerindeki hakkınız; yatağınızı istemediğinize çiğnetmemeleridir. İstemediklerinizi evlerinize almamalarıdır. Bilesiniz onların sizin üzerinizdeki hakları: Onlara giyecek ve yiyeceklerinde iyi davranmalarınızdır”
    [Kütübü Sitte Cild – 10, Hadis No: 3303; Sünen-i Tirmizi Cild-2, Hadis No: 1172; İhyau Ulumiddîn Cild-2, Hadis No: 157, Sayfa 111; Marifetnâme Sayfa 1086; Sayfa 600; El uhudul Kübra, Sayfa 403; Seçme Hadisler, Hadis No:58, Sayfa 171]
    Hadis-i şerifde: “Eğer kulun kula secde etmesini emretseydim kadınların kocalarına secde etmelerini emrederdim.” buyuruldu.
    [Kimyayı saadet Sayfa 224; Nura doğru Cild-2, Sayfa 960,963; Kütübü Site cild-10, Hadis No: 3293; Sünen-i İbn-i Mâce Cild-5, Hadis No: 1852; Sünenb-i Ebû Davud, Cild-8 Hadis No. 2140; Günyetüt Tâlibîn Sayfa 170-173; İhyau Ulumiddîn Cild-2, Hadis No: 253,Sayfa 150; Şevahidün-Nübüvve sayfa 170; Sünbe-i Tirmizi Cild-2, Hadis No:1168; Riyazüs-Salihiyn (Aslı ve tercümesi) Hadis No: 285, Sayfa 233, Seçme hadisler Hadis No: 74, 75, Sayfa 179-180]
    6- Eğer bir kimseye, başka birine secde etmesini emredecek olsa idim, mutlaka karısını kocasına secde etmesini emrederdim. (Kimya’yı saadet, Sayfa 224; Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No: 1852;
    Gunyet’ut Talibiyn, Sayfa 150; Riyazüs-Salihiyn, Hadis No: 233,285; Şevahidün-Nübüvve, Sayfa 170-173; Sünen-i Ebû Davud, Cild-8, Hadis No:272;Muhtar’ul Ehadisin Nebeviye, Hadis No:981.)
    7- Muhammed’in nefsi yed’i kudretinde olana yemin olsun ki, kadın kocasının bütün haklarını vermedikçe Rabbının hakkını vermiş sayılmaz. ……
    (Sünen-i İbn-i Mâce , Cild-5, Hadis No: 1852, 1853; Kütüb-i Site, Cild-17, Hadis No:6566; Sünen-i Tirmizî Cild-2, Hadis No: 1168; İslamda Helaller ve haramlar, Cild-1, sayfa 123-124; Ramuz’ul Ehadis, Hadis No:4434, 5747; Muhtar’ul Ehadisin Nebeviye Hadis No 981; İhyau Ulumiddîn, Cild-2, Hadis No: 253; Gunyet’üt Talibîn, Sayfa 150; Sünen-i Ebû Davud Cild-8, Hadis No: 2140; Şevahidün-Nübüvve Sayfa 171-173)
    9- Tirmizî ve Neseî ve İbn-i Hibban merfuan hadisi rivayet ediyorlar:
    “Bir erkek bir işi (şehvetini dindirmesi) için eşini çağırdığında eşi tandır başında ateş karşısında olsa da kocasının bu çağrısına koşmalıdır, imtina eder, gelmezse; Ona melekler sabaha kadar lânet ederler.” (Seçme hadisler, Hadis No: 94, Sayfa No: 191) [İmâm-ı Şa’ranî (El uhudul kübra) sayfa 405]
    11- Resûl-u Ekrem (Sallallahu aleyhi vesellem) :
    “Cehennemi gördüm; bir de baktım ki, halkının ekseriyetini kadınlar teşkil ediyor, buyurdu. Neden böyle olduğunu soranlara da Resûl-u Ekrem şu cevabı verdi.
    – Onlar çok lânet eder ve kocalarına karşı küfrân-ı nimet ederler de ondan. Dedi.”
    (İhyau Ulumiddin, Cild-2, Hadis No: 249; Sahihi Buhari Cild-11, Hadis No: 1819; Hayat düsturları, Sayfa 249)
    13- Erkeğin kadın üzerindeki hakkı şöyledir:
    “Kadın evde oturmalı, kocasından izinsiz dışarı çıkmamalı, kapıda ve terasta durmamalı, komşularla sık sık görüşmemeli, fazla konuşmamalı, bir işi düşmeden yanlarına gitmemeli, kocasından iyilikten başka konuşmamalı, oynama ve yatma gibi mahrem işlerinden bahsetmemeli, her işinde kocasının istediği üzere, onu memnun etmeye gayret etmeli, kocasının malına hıyanet etmemeli, sevmeli ve acımalıdır. Kocasının haline kanaat etmeli, fazla bir şey istememelidir. Kocasının hakkını akrabalarından önce tutmalıdır. Daima kendini temiz tutmalı, sohbet ve yatmaya uygun olmalıdır. Yapabileceği her hizmeti yapmalıdır. Kocasına güzelliği ile öğünmemelidir. Kocasından gördüğü iyiliğe şükürsüz olmamalıdır. dememelidir. Sebepsiz yere alış veriş ettirmemeli ve boşanmamalıdır. Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyuruyor:
    – Cehenneme baktım çoğunun kadın olduğunu gördüm. Ne için böyledir? Dedim.
    – Çok lânet ederler, kocalarına şükretmezler ve onlardan şikayet ederler dedi.
    (İhyau Ulumid-Dîn Cild-2, Hadis No: 252, Sayfa 150; Nura doğru Cild-2, Sayfa 958)
    Hadis-i Şerif : “Cennette bir insana bu dünya hatun’undan iki tane verilir.” (Ramuz’ul Ehadis, Hadis No: 6313)
    Bu Hadise göre de kadınlar erkeklerin iki misli cennete girecek.
    Bir memlekette küfürde kadınların eli ile gelir. Bir erkek her ne olursa olsun, hakiki, iffetli olur. Kadınlar namussuz olur, kendini teşhir ederse, bütün erkekleri yoldan çıkartır. Diğer bir açıdan bakarsan bir pavyonda veya benzeri kötü yerlerde çalışan kadının sayısı çok azdır. Amma onlara uyan erkeğin sayısı çok fazladır. Yoldan çıkaran kadın az ama yoldan çıkmaya heveslenen erkek çoktur.
    15- “Ey Kızım ! Beni hak peygamber olarak gönderenin hakkı için eğer Ali’yi hoşnut etmeden ölecek olsaydın; Senin namazını kılmazdım.
    Then he said:
    Ey Kızım! Bilmiyormusun ki; Kocanın rızası Allah’ın rızasıdır. Kocanın dargınlığı Allah’ın dargınlığıdır.
    Ey kızım! Hangi kadın olursa olsun; İmran kızı Meryem’in ettiği ibadet kadar ibadet edecek olsa, ama kocası kendisinden hoşnut olmasa, Allah onun hiçbir ibadetini kabul buyurmaz.
    Ey Kızım! Kadınların en faziletli ibadeti kocasına itaattır. Bundan sonra kadın için en faziletli ibadet ip büküp, örgü işi yapmaktır.
    Ey kızım! Bir kadının büküp örme işinde bir saat kalması; onun için bir senelik ibadetten hayırlıdır. Kadınların dokuyup ördüğü her elbiseden onlar için bir şehid sevabı vardır.
    Ey Kızım! Bir kadın için dokuyup ta kocasına, çocuklarına giydirdiği bir elbiseden ötürü cennete girmek vacip olur. Onun örüp dokuduğunu giyen kimselerin sayısı kadar cennet içinde kendisine bir şehir verilir.” (Dürret’ül – Vaizin, Cild-1, Sayfa 222-223)

    16- Atâ, İbn-i Ömer (Radiyallahu anhü) den naklen şöyle anlatır:
    “- Bir kadın, Resulullah (Sallallahu aleyhi vesellem)’in huzuruna geldi ve sordu:
    – Yâ Resûlullah! Erkeğin kadını üzerindeki hakkı nedir?
    Resûlullah (Sallallahu aleyhi vesellem) anlattı:
    – Bir binek üzerinde olsa dahi kendini kocasına teslim etmekten kaçınmamalıdır.
    Kocasının izni olmadan, bir gün bile olsa (nafile) oruç tutmamalıdır. (Ramazan orucu hariç). Şayet orucu tutarsa, mükafatı kocasının olur; günahı da kendisine kalır.
    Evinden izinsiz dışarı çıkmamalı. Şayet izinsiz çıkarsa, dönüp elini kocasının elinin üzerine koyup “istediğini yap!” deyinceye kadar, rahmet melekleri ve azap melekleri ona lânet okurlar.
    Bir kadın namaz kıldığı zaman, kocasına dua etmezse, kocasına dua edinceye kadar namazı reddolunur.” (Tenbihül Gafilîyn, Sayfa 601)
    18- “Zevcin zevcesi üzerindeki hakları şöyledir:
    Bir deve tekiltisi üzerinde bulunsa bile kendi nefsini zevcinden men etmesin. Ondan izinsiz Ramazan’ın dışında bir gün (bile) oruç tutmasın. Kocasından habersiz bir yere gitmesin. (Sevap umarken günaha batmasın) Buyurdu ki:
    ……Eğer bir hanım zevcinin evinden kaçarsa evine dönüp dilediğini yap demedikçe namazı kabul olmaz. Yine buyurdu ki:
    – Bir kadın beş vakit namazını kılsa, bir ay orucunu tutsa, kendini namahremden korusa ve kocasına itaat etse, cennet-i Alâ’ya girer.”
    [Marifetnâme Sayfa 1089; Nura doğru, Cild-2, Sayfa 959; Sünbenü Ebû Davud, Cild -8, Hadis No:2141; Kütüb-i Site Cild-10, Hadis No:3295-3297; İhyau Ulumid-Dîyn Cild-2, Hadis No:247, Sayfa 148; Muhtarul Ehadisin Nebeviye Hadis No:108, Sayfa 112; Kırk mevzuda kırk hadis Hadis No:18, Sayfa 478; İmadiyel İslâm, Sayfa 105; Sünen-i Tirmizi Cild-2, Hadis No: 1170:; El uhudu’l Kübra (İmam-ı Şâ’rani) Sayfa 404; Seçme hadisler, Hadis No:85, Sayfa 186]
    21- Hazreti Cabir (Radiyallahu anhü) ‘in bir rivayeti şöyle :
    – Üç kişinin namazı kabul edilmez ve hiçbir hayırları semaya yükseltilmez.
    a) Geri dönünceye kadar kaçan köle :
    b) Ayılıncaya kadar sarhoş,
    c) Razı edinceye kadar, kocasını darıltan kadın. (Kütüb-i Site, Cild-10, Sayfa 67)

    22- “Hangi kadın olursa olsun kocasının yüzüne asık yüzle bakar onu kedere boğarsa …kocasının yüzüne gülüp onu neşelendirinceye kadar Allah’ın dargınlığındadır.”
    [Riyazüs-Salihiyn (Aslı ve tercümesi) Hadis No: 281, Sayfa 232 ve Hadis No: 1746, Sayfa 1022]

    23- Taberâni merfuan şu hadis-i rivayet eder. Eefendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) :
    – Cennete girecek kadınlarınızı size haber vereyim mi? Buyurur. Ashab:
    – Haber ver Ey Allah’ın Resûlü! derler. Efendimiz :
    – Genç, doğurucu bir kadın (sebepsiz) gücendirildiğinde veya ona kötü davranıldığında veyahut kendisine kocası kızdığında gazaba gelen kocasına: “İşte elim elindedir, sen memnun kalmadıkça uyumuyacağım” diye efendisinin gönlünü alan kadınlardır, buyurdu. [El Uhudul Kübra (İmam-ı Şa’rani ) Sayfa 404]

    24- BEZZAZ güzel senedlerle ve İbn-i Hibban rivayet ediyor. Adamın biri (Sallallahu aleyhi vesellem) efendimize kızı ile birlikte gelir.
    – Kızım evlenmek istemiyor diye şikayette bulunur. Efendimiz kızar:
    – Babana karşı saygılı ve itaatli ol, buyurur: Kız Efendimize:
    – Seni Hak Peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, Ben bir erkeğin eşi üzerinde ne gibi bir hakkı olduğunu öğrenmeden hiçbir vakit evlenmeyeceğim, der. Efendimiz şöyle cevap verir:
    – Bir erkeğin eşinde olan hakkı şudur ki, erkeğinin üzerinde bir çıban yarası olsa, bunu dili ile yalasa, bu yaradan kötü koku koklasa, ağzını kana bulayıp bu yaranın kanını yutsa da, bütün bu davranışı ile erkeğinin hakkını ödeyemez
    Kız şöyle der:
    – Seni Hak Peygamber olarak gönderene yemin ederim ki, hiçbir zaman evlenmeyeceğim. Bunun üzerine Efendimiz (Kızın babasına) :
    – Kızlarınızı rıza ve izinleri olmadıkça evlendirmeyiniz, buyurdu. [İmam-ı Şa’rani (El Uhudul Kübra) Sayfa 404]

    28- “Zevci (Kocası) kendinden razı olarak ölmüş olan her kadın cennete girecektir.”
    [Kütüb-i Site Cild-10, Hadis No: 3294; Sünen-i İbn-i Mace, Cild-5, Hadis No: 1854; İhyau Ulumid-Dîn, Cild-2, Hadis No:245, Sayfa 147; Nura Doğru Cild-2, Hadis No:4, Sayfa 971; Riyazüs Salihiyn (Aslı ve tercümesi) Hadis No:286, Sayfa 233; El Uhud’ul Kübra (İmam-ı Şa’rani) Sayfa 403]
    35- Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) buyuruyor ki:
    – Kocasının müsaadesi olmadan evinden yedirmek, kadına helal değildir. Ancak bozulup çürüyecek yaş (meyve) ve yemekler müstesnadır. Şayet kocasının müsaadesi ile yedirir ise, kocasının sevabı kadar sevap alır. Müsaadesi olmadan yedirecek olursa, günahı kendisine sevabı ise kocasına ait olur.”
    (Nura doğru, Cild-2, Sayfa 965; Muhtar’ul Ehadisin Nebeviyye Hadis No: 524; Kütüb-i Sitte, Cild-16, Hadis No: 5792,5793; Cild-17, Hadis No: 6730; İhyau Ulumid-Dîn, Cild-2, Hadis No:257, Sayfa 153; Sahih-i Buhari, Cild-11, Hadis No:1818)
    36- “Erkeğin karısı üzerinde hakkıdır ki:
    a) Kocasının yatağını terk etmeye,
    b) Kocasının yeminli olduğu şeyde uyar ola….
    c) Evinden yalnız kocasının izni ile çıka.
    d) Kocasının sevmediği kimseyi eve sokmaya…..” (Muhtar’ul Ehadisin Nebeviye, Hadis No: 525, Sayfa 315)
    Peygamber Efendimiz (a.s.v) şöyle buyurmuştur:
    “Mü’min bir erkek, mümine bir kadına kızıp darılmasın. Eğer onun bir huyundan hoşlanmazsa, başka, huyundan memnun kalabilir.”(Müslim)
    İyi niyetli, ülfet edilir insan, kendi zevcesinde hoşuna gidecek nice meziyetler bulabilir.
    Ayıp aramaya değil, meziyet aramaya bakmalıdır. Marifet iltifata tabidir. İltifatsız marifet, zayidir.
    Kadının, kocasının kendisi ile meşgul olmasını istemesi hakkıdır. Bunu devamlı ister. Buna ruhen muhtaçtır. Onun için erkek; sevgi, nezaket, ünsiyet, ikram, ihsan, şefkat ve merhamet gibi güzel İslam ahlakını, hiç esirgemeden ailesine göstermelidir. Bunlar ünsiyetin şartlarından, saadetin anahtarlarındandır.

    Olur olmaz şeyler için kadına darılmak, konuşmamak İslam dininde men edilmiştir.
    Nizamuddin Demir

    Best answer

Leave an answer

Browse
Browse