Ruling on Shortening Prayers While Traveling

Question

Teacher, sometimes a person can pray fully while traveling, just like he does at home, that is, he neither combines nor shortens the prayers; and sometimes he combines the prayers and shortens them. In this case, is it permissible to practice both methods, or should he stick to only one method?

Answer ( 1 )

  1. Kudret kardeşim… İbadet ederek şu usul ve esaslara uymamız lazımdır… İbadeti emreden Allah cc.’tır… İbadetlerimizi yaparken nasıl yapmamız lazımdır, onu da belirleyen Allah cc.’tır… İnsan kafasına göre ibadet edemez. Mesela kafamıza göre namaz kılamayız… Namazı Efendimiz Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) nasıl kılmışsa, bize nasıl göstermişse, nasıl öğretmişse bizimde aynen Efendimiz gibi kılmamız lazımdır… Yani seferde iken veya mukim iken namazlarımızı nasıl kılmamızı bize öğretmiştir. Bizim keyfimize bırakmamıştır.. Seferde iken mutlaka 4 rekatlı namazları kısaltmamız lazımdır. 2 rekat olarak kılmamız lazım… Bu bir emirdir… 2 Rekat yerine kısaltmazda 4 rekat kılarsak harama yakın günah işlemiş oluruz… Sevap kazanma yerine günah kazanmış oluruz… Çünkü Efendimizden şöyle şöyle rivayet edilmiştir: Ebû Süleyman Mâlik b. Huveyris -radıyallahu anh- şöyle dedi: Biz aynı yaşlarda bir grup genç Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- çok merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca, geride ailemizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine söyledik. O zaman şöyle buyurdu: «Haydi ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini bilgilendirin. Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin. Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun, en büyüğünüz de size imam olsun.» Buhârî bir rivayetinde şunu ilâve etmiştir: «Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın.»
    [Sahih Hadis] – [Muttefekun Aleyh]

    Şerh
    Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Biz aynı yaşlarda bir grup genç olarak Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-’e gelmiş ve yirmi gün boyunca yanında kalmıştık.” Bu hâdise hicretin dokuzuncu senesinde Amu’l-Vufûd (elçiler senesi) da vuku bulmuştur. Bunlar, genç kimseler olup, yirmi gün boyunca Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in yanında kalmış ve Allah’ın dinini iyi bir şekilde öğrenmek için gelmişlerdir. Mâlik -radıyallahu anh- şöyle dedi: “Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- çok merhametli ve şefkat dolu bir kimseydi. Bizim yakınlarımızı özlediğimizi anlayınca,” Yani ailemizi özlemiştik. “Geride ailemizden kimleri bıraktığımızı sordu. Biz de kendisine söyledik. O zaman şöyle buyurdu”: «Haydi ailenizin yanına dönün ve onların yanında kalarak kendilerini bilgilendirin. Onlara şu namazı şu vakitte, bu namazı bu vakitte kılmalarını söyleyin. Namaz vakti geldiğinde içinizden biri ezan okusun, en büyüğünüz da size imam olsun.» Buhârî bir rivayetinde şunu ilâve etmiştir: «Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın.» Bu, bize Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in rahmet ve şefkatle meşhur olduğunu göstermektedir. O, insanlara karşı en merhametli ve onlara en faydalı olandır. O, onların ailelerine olan özlemlerini gördükten ve arkada kimi bıraktıklarını sorup onlar da haber verdikten sonra onlara ailelerine dönmelerini emretmiştir. «En büyüğünüz de size imam olsun.» Büyük olanın imamlığa takdim edilmesi vardır. Bu, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in şu sözüyle çelişmez. «Bir kavmin içinde Allah’ın kitabını en iyi okuyan kimse onlara imam olur.» Çünkü bu gençlerin hepsi aynı zamanda Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in yanına gelmişlerdir. Kur’an-ı Kerim’i okumada aralarında bir fark olmadığı anlaşılmaktadır. Okumada bazısı bazısından daha iyi değildir ve hepsi birbirine yakın okumaktadırlar. Kıraatta, sünnette ve hicrette eşit iseler, o zaman yaş olarak en büyüğe dönülür ve imamlık için o takdim edilir. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-‘in: «Benim nasıl namaz kıldığımı gördüyseniz, siz de öyle namaz kılın.» sözü, insanlara, Nebevî öğretinin söz ve amel ile olduğunu göstermektedir. Namazını sükûnet içinde kılmayana bunu sözlü olarak şöyle öğretmiştir: «Namaz kılmak istediğinde abdestini güzelce al! Sonra kıbleye yönel ve tekbir getir! Kur’an’dan kolayına gelen yeri oku! Sonra rükuya git…” Ancak bu hadiste geçen gençlere ameli olarak namazı öğretmiştir.” Allahu Teala cc.’ya emanet olunuz…

    Best answer

Leave an answer

Browse
Browse