Şimdi Kayıt Olun

Giriş yapmak

Kayıp Şifre

Şifrenizi mi unuttunuz? Lütfen e-posta adresinizi girin. E-posta yoluyla bir bağlantı alacaksınız ve yeni bir şifre oluşturacaksınız.

Giriş yapmak

Şimdi Kayıt Olun

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit.Morbi adipiscing gravdio, sit amet suscipit risus ultrices eu.Fusce viverra neque at purus laoreet consequa.Vivamus vulputate posuere nisl quis consequat.

  • sunnet_nedir

Sünnet Kati Delildir-2

Sünnetin hüccet olduğuna, Kur’an-ı Kerim’de yer verildiği gibi, Hz. Peygamber (sav) de sünnetinin ehemmiyetini vurgulamış, ümmetinin sünnete sahip çıkması gerektiğini anlatmıştır. Bununla alakalı pek çok hadis vardır ve hadis âlimleri bunları hadis kitaplarında özenle bir araya getirmişlerdir. Biz burada, öncelikle ilgili pek çok hadisten birkaç tanesini zikredecek, ardından da sünnetin Kur’an karşısındaki durumunu işlemeye çalışacağız.

     Bu hadislerden bir tanesinin meali şöyledir:
    “Bana, Kur’ân-ı Kerim ve onun bir misli (hüccet olmada eş değer bir benzeri) daha verilmiştir. Karnı tok vaziyette koltuğunda oturarak, ‘sadece şu Kur’ân’a sarılınız; içinde helal olarak gördüğünüz şeyleri helal sayın, haram olarak gördüğünüzü de haram kabul edin’ diyecek bazı kimselerin gelmesi yakınlaşmıştır. Şüphesiz Allah Resûlünün   haram  kıldığı   şey,   Allah’ın   haram   kılması  demektir.” 1

     Aynı muhtevaya sahip bir başka hadis de Mikdâm b. Ma’dîkerib (radıyallahu anh) tarafından rivayet edilmiştir. 2
Büyük tefsir âlimi İmam Kurtubi bu hadislerin anlaşılmasıyla ilgili bir iki ihtimali sıralar: “Bana Kur’ân ve benzeri verildi “ sözünün iki anlamı vardır. İlki okunan zahiri vahiy (yani Kur’an), ikincisi, okunmayan gizli vahiy yani sünnet. Diğer bir ihtimal ise, Kur’ân okunan zahiri vahiy ve onun benzeri hükmünde kitapta bulunanları açıklama izni. Dolayısıyla Kur’ân’ın emirlerine uymak nasıl vacip ise sünnetin emirlerine de uymak vaciptir, sonucuna ulaşır. 3
    Sünnetin hücciyetine işaret eden benzeri hadisler oldukça fazladır. Resûlüllah (s.a.v), Kur’an ve sünnetin ehemmiyetini beraberce vurguladığı bir hadislerinde, “Size Allah’ın kitabı ve Resûlünun sünneti olmak üzere iki şey bıraktım. Onlara sıkı sıkı sarıldığınız müddetçe ebediyyen sapıklığa düşmezsiniz” buyurur.4

    Aynı mealde bir başka hadisi de biraz daha uzunca Yezid b. Erkam (radıyallahu anh) naklediyor: “Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: “Size, uyduğunuz takdirde benden sonra asla sapıtmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlardan biri diğerinden daha büyüktür. İlki, Allah’ın Kitabı’dır. Semâdan arza uzatılmış bir ip durumundadır. (Diğeri de) kendi neslim, Ehl-i Beytim’dir. Bu iki şey, cennette Kevser havuzunun başında bana gelip (hakkınızda bilgi verinceye kadar) birbirlerinden ayrılmayacaklardır. Öyleyse bunlar hakkında, ardımdan bana nasıl bir halef olacağınızı siz düşünün.”5

    Bu hadisin diğer bir varyantını İmam Malik rivayet eder. Onun rivayetine göre Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Size iki şey bırakıyorum. Bunlara uyduğunuz müddetçe   asla   sapıtmayacaksınız:  Allah’ın  Kitab’ı   ve  Resûlünün  sünneti”.6

      Bir başka hadiste Ebu Musa (r.a) anlatıyor: “Hz. Peygamber (s.a.v) buyurdu ki: “Benim misalimle Cenab-ı Hakk’ın benimle göndermiş bulunduğu şeyin misâli şu adamın misali gibidir: “Bir adam kendi kavmine gelip: “Ben gözlerimle düşman ordusunu gördüm, tehlikeyi haber veriyorum, tedbir alın!” der. Kavminden bir kısmı tavsiyesine uyup, geceleyin, telaşa düşmeden oradan uzaklaşır. Bir kısmı da bu haberciyi yalanlar ve yerinden ayrılmaz. Ancak sabahleyin ordu onları yakalar ve imha eder. İşte bu temsil bana itaat edip getirdiklerime uyanlarla, bana isyan edip Cenab-ı Hakk’tan getirdiklerimi tekzip edip yalanlayanları göstermektedir.” 7
     Pek çok hadiste de Resûl-i Ekrem Efendimiz, kendisine itaati Allah’a itaatle denk saymıştır. Buhari’nin Ebu Hureyre kanalıyla tahric ettiği hadiste Resûlüllah (s.a.v) “Diretenler dışında ümmetimin hepsi cennete girecektir. Kendilerine: ‘Direten kimdir ey Allah’ın Resûlü?’ denildiğinde: ‘Kim bana itaat ederse Allah’a itaat etmiş ve kim de bana isyan ederse Allah’a isyan etmiş olur.” 8 buyurmuştur.
    Ebu Hüreyre’nin diğer bir riayetinde Efendimizin şöyle buyurduğu nakledilir: “Kim bana itaat ederse, muhakkak ki Allah’a itaat etmiştir. Kim de bana isyan ederse muhakkak ki Allah’a isyan etmiştir.”

    Sünnetine tabi olmanın nesiller boyu önemine dikkat çeken Allah Resûlü, “Ümmetimin fesadı zamanında sünnetime, sımsıkı sarılana yüz şehid sevabı verilir.”9 buyurmuşlardır.

    Resûl-i Ekrem Efendimiz, Kur’an ve Sünnetin önemine daima dikkat çekmiştir. Bir keresinde namaz kıldırdıktan sonra yaptığı, veda konuşmasına benzer bir vaazı Irbâz b. Sâriye (r.a) aktarıyor: “Bir gün Resûlüllah (s.a.v) bize namaz kıldırdı. Sonra yüzünü cemaate çevirerek çok beliğ, çok mânidar bir vaazda bulundu. Öyle ki dinleyenlerin gözleri yaşla, kalpleri de heyecanla doldu. Cemaatten biri: ‘Ey Allah’ın Resûlü, sanki bu, bir veda konuşmasıdır, bize ne tavsiye ediyorsunuz?’ dedi. ‘Size, buyurdu, Allah’a karşı takvada bulunmanızı, başınızda Habeşli bir köle olsa bile emirlerini dinleyip itaat etmenizi tavsiye ederim. Zira, sizden hayatta kalanlar benden sonra nice ihtilaflar görecek. Öyle ise size sünnetimi ve hidayet üzere olan Hulefâ-i Râşidîn’in sünnetini hatırlatırım; bunlara uyun ve sımsıkı sarılın. Sonradan çıkarılan şeylere karşı da son derece dikkatli ve uyanık olun. Zira (sünnette bulunana zıt olarak) her yeni çıkarılan şey bir bid’attır, her bid’at de dalalettir, sapıklıktır.” 10 Bu hadisin Ebu Dâvud rivayetinin baş kısmında şu ziyâde vardır: “Haberiniz olsun, bana Kitap ve bir o kadar da (sünnet) verildi.” Rivayetin gerisi yukarıdaki mânada devam eder. Sonunda şu ziyade mevcuttur: “Haberiniz olsun (Kur’ân’da zikri geçmeyen) ehlî eşeğin eti de size helâl değildir, vahşi hayvanlardan parçalayıcı dişi (köpek dişi) olanlar, keza muâhedeli olanların yitikleri de haramdır. Ancak eşya sâhibi, ihtiyacı olmadığı için, kasten terketmişse o müstesna. Bir kimse bir kavme uğradığı zaman, ona ikram etmek, o kavme vazife olur. Şayet ikram etmezlerse, o kimse, hak ettiği ikramın mislince onları cezalandırır.”

    Resul-i Ekrem Efendimiz’den dersini tam alan sahabe sünnete tam riayet etmiştir. Onlar da sünnetin önemine dikkat çekmişlerdir. Örnek olarak bir-iki tanesini nakledelim: Ömer Ibnu’l-Hattâb (radıyallahu anh)’dan rivayet edildiğine göre o şöyle buyurmuştur: “Gecesi gündüz gibi olan çok aydınlık İslâm üzere terk edildiniz. Çöldeki bedevîlerin ve mahalle mekteplerindeki çocukların dini üzere olun. (ayet ve hadisten öğretilenleri olduğu gibi takib edin, kendinizden katıp karıştırmadan taklid edin.) 11

   İbnu Mes’ûd (radıyallahu anh) hazretleri de şöyle der: “Bir yol takip etmek isteyen, bu yolu, ölmüş olanların yolundan seçsin. Zira hayatta olanların fitnesinden emin olunamaz. Ölmüş olanlar ise Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in Ashâbıdırlar. Onlar bu ümmetin en efdalidir. Kalpçe en temizleri, ilimce en derînleri, amelce en ihlaslıları yine onlardır. Allah, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in sohbeti ve dininin yerleşmesi için onları seçmiştir. Öyleyse sizler onların üstünlüğünü idrak edin, onların yolundan gidin, elinizden geldikçe onların ahlâkını ve yaşayış tarzlarını kendinize örnek kılın. Zira onlar en doğru yolda idiler.12

    Bir başka zaman da İbn Mes’ud (r.a) da şöyle demiştir: “Muhakkak ki, en güzel söz Allah’ın kitabıdır. En güzel yol da Muhammed (s.a.s)’in yoludur. İşlerin en kötüsü de dine aykırı olarak sonradan çıkarılanıdır.”13

    Sünnetin dindeki ehemmiyetine dair hadisler, elbetteki bu kadarla sınırlı değildir. Örnek olması açısından naklettiğimiz bu hadislerle iktifa ediyoruz. Bundan sonra, Sünnetin Kur’an’a karşı durumunu değerlendirmeye çalışacağız.

    “Bana, Kur’ân-ı Kerim ve onun bir misli (hüccet olmada eş değer bir benzeri) daha verilmiştir. Karnı tok vaziyette koltuğunda oturarak, ‘Sadece şu Kur’ân’a sarılınız; içinde helal olarak gördüğünüz şeyleri helal sayın, haram olarak gördüğünüzü de haram kabul edin’ diyecek bazı kimselerin gelmesi yakınlaşmıştır. Şüphesiz Allah Resûlünün haram kıldığı şey, Allah’ın haram kılması demektir.” Nizameddin DEMİR

Hakkında Nizameddin Demir

Web sitemiz, İslami konularla ilgili merak ettiğiniz, cevabına ihtiyaç duyduğunuz her türlü soruya, güvenilir kaynaklara dayanan ilmî ve doyurucu cevaplar sunmak amacıyla kurulmuştur. Amacımız, Hanefi Mezhebine göre, dinimizin sahih bilgilerini doğru, anlaşılır ve hızlı bir şekilde sizlerle buluşturmak; araştırma ve öğrenme yolculuğunuzda size sağlam bir rehber olmaktır.

Beni takip et

Bir cevap bırakın